YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11917
KARAR NO : 2010/12080
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5.253.80 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, Adana İl Sağlık Müdürlüğü tarafından döner sermaye ek ödemelerinden Mart-Temmuz 2006 döneminde davalıya 5.253.80 TL fazla ödeme yapıldığını belirterek, bu miktarın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, fazla ödemenin kamu hizmeti sırasında meydana gelmesi nedeniyle İdare Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi sonucunda, dairemizin 14.10.2008 tarih 12319/16699 sayılı ilamı ile hükmün “İdari Yargıda gerçek kişiler aleyhine dava açılamayacağı ve davada talep edilen fazla ödemenin istirdadının BK.nun 61 vd. maddelerinde yer alan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra kurulan yeni hükümde, hatalı ödemenin geri alınması için 60 günlük sürede dava açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından, davalıya yapılan fazla ödemenin daha önce bu yolda alınmış bir idari karara dayandığı iddia ve ispat edilmediği anlaşılmaktadır. Davalıya yapılan ödemenin hatadan kaynaklandığı ve hatalı ödemenin Mart-Temmuz 2006 tarihinde yapıldığı, bu konudaki tutanağın 15.03.2007 tarihinde düzenlendiği başka bir deyişle davacı idarenin fazla ödemeyi 15.03.2007 tarihinde öğrendiği , davanın ise BK.nun 66.maddedeki 1 yıllık zamanaşımı süresi geçmeden 01.02.2008 tarihinde açıldığı sabittir. Ayrıca uzman bilirkişi raporuna göre davalıya 3.805 TL fazla ödeme yapıldığı açıklanmıştır.
BK.nun 62. maddesi gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu madde de belirtilen yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle davacı idarenin hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir.
Mahkemenin dayandığı 27.1.1973 tarih, 1972/6-1973/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile çözümlenen husus; hatalı intibak veya hatalı terfi işlemi gibi bir şart tasarrufun sonradan idare tarafından geri alınması halinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılmış olan fazla ödemenin nedensiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri istenmesinin mümkün olup olmadığına ilişkindir.
Bu İBK.nın idare tarafından yapılan bütün ödemelere uygulanması halinde, idarenin haksız iktisap kurallarından hiçbir zaman yararlanamaması ve memurların yapmış oldukları bütün hatalı ödemelerin idare tarafından gerek ödeme yapılan kişilerden, gerekse ödemeyi yapandan geri alınamaması gibi bir sonuç doğuracağı ve bununda idareyi işlemez duruma getireceği gerekçesiyle savunulamayacağı H.G.K. 5.12.1984 tarih 387/997 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Bu durumda mahkemece; davalıya yapılan fazla ödeme nedeniyle davacının almaya hak kazandığı miktar yönünden gerekirse ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin Borçlar Hukukunun haksız iktisap kuralları çerçevesinde istenip istenemeyeceği tartışılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA 06.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.