YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11943
KARAR NO : 2010/12536
KARAR TARİHİ : 12.07.2010
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde nafaka alacağının tahsili için başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile fazladan yapılan ödemelerin istirdadı istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde; davalı … ile Adana 1. Aile Mahkemesinin 2006/107 E. 2007/385 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, davalı lehine maddi ve manevi tazminat ile nafakaya hükmedildiğini, daha sonra yapılan protokol ile; maliki olduğu evin çıplak mülkiyetinin devredilmesi ve birikmiş nafaka ile yargılama giderleri için 1.000 TL ödenmesi karşılığında, davalının hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar ile bakiye nafaka alacağından vazgeçeceğinin kararlaştırıldığını, evin mülkiyetinin devredilmesine ve 1.000 TL nin ödenmiş olmasına rağmen davalının birikmiş nafaka ile birlikte işleyen nafakasını da tahsil etmekte olduğunu ileri sürerek; birikmiş nafaka borcunun olmadığının tesbiti ile fazladan yatırılan nafakanın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, protokol tarihi ile dava tarihi arasındaki sürede işlemiş olan nafaka alacağı ile davacının protokol gereği ödemesi gereken alacak toplamının, davacıdan tahsil edilen ödeme toplamından fazla olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Celbedilen dava ve icra dosyasından; davacı tarafından Adana 1.Aile Mahkemesinde açılan dava sonucunda tarafların boşanmalarına, davacı …’nin davalı …’ye 8.000 TL manevi tazminat, 25.000 TL maddi tazminat ve 19.06.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 200 TL tedbir nafakası ödemesine hükmedildiği, kararın 19.11.2007 tarihinde kesinleştiği, davalı tarafından ilama dayanılarak birikmiş nafaka ile yargılama giderlerinin tahsili için icra takibi başlatıldığı, dava tarihine kadar 3.426 TL nin icra kanalı ile tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı taraf, 02.11.2007 tarihinde imzalanmış protokol hükümlerinin davalı tarafından ihlal edildiğini iddia etmektedir. Gerçekten, protokolün 2. maddesinde “Mahkeme kararında belirtilen ve hüküm altına alınan toplam 33.000.00 YTL.’lik maddi ve manevi tazminat bedeline karşılık … kendi adına kayıtlı bulunan Adana ili Seyhan ilçesi Kurtuluş Mah. Birinci bölge 124 pafta 830 ada 192 parselde kayıtlı bulunan gayrimenkulündeki 70/438 (1/2) hissesinin intifa hakkı …’de kalacak şekilde çıplak mülkiyet … adına aşağıdaki şartlarla tapuda devredilecektir”, 5. maddesinde ise “Boşanma davası ile ilgili hükmedilen aylık 200 TL nafakanın ödenmesi devir işleminden sonra başlayacaktır. Birikmiş nafaka ile mahkeme ve avukatlık ücretine mahsuben …’e sadece (1.000 YTL) Bin Yeni Türk Lirası ödenecektir. Bakiye nafaka alacağından vazgeçilecektir” hükümlerine yer verilmiştir. Protokolün bu hükümlerine göre; davacı maliki olduğu evin mülkiyetini davalıya devrettiği takdirde; protokol tarihine kadar işlemiş olan tedbir nafakası ile yargılama giderlerine karşılık sadece 1.000 TL ödeyecektir.
Davalı lehine boşanma davasında hüküm altına alınan tedbir nafakası, kararın kesinleşmesi ile sona ermiş, ayrıca davalı için yoksulluk nafakasına hükmedilmemiştir. Bu durumda davacı, protokol ile kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispat etmesi halinde; icra kanalı ile ödediği nafakanın istirdadını isteyebilecektir. Ne var ki mahkemece, davacı tarafça dayanılan protokolün geçerli bir belge olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu durumda, öncelikle HUMK. nun 230 vd. maddeleri gereğince anılan protokoldeki imzanın davalıya ait olup olmadığının saptanması yönünden meşruhatlı isticvap davetiyesi çıkarılıp gerektiğinde imza incelemesi de yapılmak suretiyle belgenin geçerli olup almadığının belirlenmesi, protokolün geçerli olduğunun tespiti halinde ispat külfeti davacıya yüklenerek hâsıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.