YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12171
KARAR NO : 2010/14151
KARAR TARİHİ : 14.09.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5.222,50 lira alacak için itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının dükkanının bulunduğu siteye ait ortak gider ve aidat bedelinin site yönetim planı ve genel kurul kararı ile belirlenerek davalının payına düşen 5.222,50 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, dava konusu sitede davalının dükkanı bulunduğunu, davacı yönetimin site ile ilgilenmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece; davada KMK’na uygun site yönetimi bulunmadığından ve davacının aktif dava ehliyeti olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, birden fazla parsel üzerinde bulunan site de, site ortak giderinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Site yönetim kurulunun 24.7.2004 tarihli Genel Kurul toplantısında yönetici seçilmiş ve siteye ait yönetim planının 14 ve 16.maddelerinde yönetimin sitede ortak yerler için gider yapması, 28.maddede, ortak giderler için dava açma yetkisinin bulunduğu açıklanmıştır.
KMK.nun 34.maddesine göre ana gayrimenkulun yönetimi için atanan yönetici ve yönetim kurulu aynı yasanın 38. ve 40.maddeleri uyarınca vekil statüsündedir. Vekil gibi sorumlu ve vekilin haklarına sahiptir.
Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ile zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır.
Bu durumda davacı yönetimin, sitenin ortak yerleri için yapılan harcamalardan davalının yararlandığı anlaşıldığına göre uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme (BK.nun 61-66 maddeleri) ve vekaletsiz iş görme hükümleri (BK.nun 413/son maddesi) kapsamında çözümlenmesi gerekir. Maddi olay ile bağlı olan hakim, hukuksal nitelendirmeyi kendiliğinden yapmakla yükümlüdür.
Ayrıca KMK.nun 35.maddesi gereğince, yöneticinin yönetim planı hükümleri ve kat malikleri kurulu kararları ile yüklendiği görevler nedeniyle 3.kişiler ile yaptığı yüklenim (taahhüt) ve üstlendiği borçlardan dolayı onlara karşı kişisel sorumluluğu vardır. Ancak, kat maliklerinden her biri de bu işlemlerden dolayı arsa payı oranında davacı yönetime karşı sorumludur. Buna göre yöneticinin görevleri kapsamında ana taşınmaz için girdiği tüm yüklenimler ve üstlendiği borçlar nedeniyle kat maliklerine karşı arsa payı oranları ile sınırlı olmak üzere rücu edebilir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak alınacak rapor sonucuna göre davalının sorumlu olduğu ortak gider ve aidat bedeline hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.9.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.