Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/12176 E. 2010/16976 K. 19.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12176
KARAR NO : 2010/16976
KARAR TARİHİ : 19.10.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin meni istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, Kadastro çalışmaları öncesinde fiilen zilyedinde bulundurduğu ancak kadastro çalışmaları sonucunda orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan ve kadastronun kesinleştiği 248 ada 29 numaralı parselde yer alan elma bahçesini, yine hali hazırda orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına kayıtlı oaln 248 ada 1 numaralı parselden çıkan suyla suladığını, ancak kendi imkanlarıyla çıkardığı suya davalı belediyece yapılan vaki müdahalenin men’ini talep ve dava etmiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuş, mahkemece; davacının zilyetlik iddiasının hukuken korunabilir bir menfaat olarak dinlenebilirliği olmadığından davacının orman parseli içerisinde yeralan genel su niteliğindeki suya elatmanın önlenmesi talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyun gene sulardan olduğu her iki tarafında su üzerinde öncelik hakkının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Genel sulardan öncelik hakkı ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir. Mahkemece; mahallinde keşif yapılmış, düzenlenen jeoloji bilirkişi raporunda “davalı belediyenin sularda öncelik hakkının içme suyu olarak kullanılmasını sağlamak olduğunun ancak davalı belediyenin bu kaynak haricinde de başka kaynaklardan evlere su verildiğinin taraflarca belirtildiği, davacıya ait mevcut meyve bahçesinde başka kaynak suları olmadığı için bu sudan belli gün ve saatlerde davacıya ait havuz doldurulduğunda bahçe sulaması için herhangi bir sakınca teşkil etmeyeceği” belirtilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; tarafların suya olan ihtiyaçları belirlenerek, gerekirse tarafların ortaklaşa yararlanabilecekleri bir su düzeneğine ve rejimi oluşturularak tarafların kullanım süreleri de gösterilmek suretiyle bir düzenleme yapılıp ona göre hüküm kurulması gerekir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.