YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12194
KARAR NO : 2010/15540
KARAR TARİHİ : 30.09.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 137.500 TL sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
HUMK’nun 438 maddesi uyarınca duruşma isteminin reddi gerekmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, gerçekte davacılar kök murisine ait olan taşınmazın kadastro çalışmalarında davalı adına tespit ve tescil edildiği daha sonra davalının iş bu taşınmazı 3.şahsa sattığı bedelini aldığı böylece sebepsiz zenginleşen davalının iade ile yükümlü olduğu ileri sürülerek, alacağın tahsili istenilmiş; mahkemece, davacılardan …’nin davadan feragati gözetilerek onun yönünden feragat nedeniyle istemin reddine, diğer davacılar açısından ise, dava konusu taşınmazın 1997 yılında davalı adına tespit edildiği ve tapulu bulunduğu; kamulaştırma tarihine kadar davacıların işbu tespit ve tescile itiraz etmediği taşınmazın rayicinden fazla bedelle kamulaştırılması üzerine bu davanın açıldığı gereçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Davacılar iddiası öncelikle dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davalıya değil kök murislerine ait olduğunun tespiti ve buna dayalı olarak 3.şahsa devredilen taşınmaz bedelinin hisse oranında davalıdan tahsiline ilişkindir.
Uyuşmazlığa konu taşınmazın 1997 yılında kadastro çalışmaları sonucu vergi kaydı ve zilyetliğe dayalı olarak davalı adına tespit gördüğü, davalının 2006 yılında bu yeri Zonguldak Alaplı Organize Sanayi Bölgesine satarak devrettiği bunun üzerine davacılar tarafından taşınmazın bedeli olan alacak istemiyle 2006 yılında işbu dava açılmıştır.
Bu olgulara göre Kadastro Kanunu’nun 12.maddesi uyarınca tespitten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçmediği için davacıların mülkiyet hakkının tespitini isteyebilecekleri buna bağlı olarak da alacağa ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi gerektiği gözetilmeden istemin tümüyle reddi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, taraf delillerini tümüyle toplayıp bu kapsamda, kadastro tutanak bilirkişi ve mümzi tanıkların beyanını da mahallinde uygulamalı keşif yaparak alıp, tespite dayanak vergi kaydını teknik bilirkişi ve mahalli bilirkişiler marifetiyle mahalline uygulayıp tespit tarihine kadar zilyetlikle mülk edinme koşullarının kimin lehine gerçekleştiğini saptayıp sonucuna uygun şekilde alacak yönünden hüküm kurmaktan ibarettir. Bu nedenle eksik incelemeye dayalı karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.