Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/12507 E. 2010/15293 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12507
KARAR NO : 2010/15293
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 500 lira tazminatın (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların karayolunu kazarak davacının taşınmazının yakınından boru hattı geçirdiklerini, boru hattının tehlikeli ve riskli olması nedeniyle kaldırılması gerektiğini, ancak boru hattının daha değerli olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 500 TL davacının taşınmazının istimlak değerinin tahsili ile tapu kaydının hazine adına, kullanım hakkının davalılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davalıların davacının evine müdahalesi bulunmadığından bahisle istimlak tesis bedeli istenemeyeceğinden ve tescil için davacının hukuki yararının olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Görev dava şartlarındandır. Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir ve bu nedenle mahkemenin görevli olup olmadığının davanın başında re’sen incelenmesi gerekir.
Davada, davalıların ana yoldan gaz boru hattı geçirmesinden kaynaklanan davacının uğradığı zarar nedeniyle boru hattının kaldırılması ya da davacının evinin kamulaştırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Gayrimenkulün aynına ilişkin davalarda dava değeri dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeridir. Buna göre mahkemece, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerini keşif yapmak suretiyle tespit ettikten sonra oluşacak sonuca göre öncelikle görev hususunda bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin görevli olup olmadığı saptanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.