Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/1379 E. 2010/2254 K. 16.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1379
KARAR NO : 2010/2254
KARAR TARİHİ : 16.02.2010

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların evli olduklarını, çocuklarının 18 yaşını doldurduğunu, davalının görevi nedeniyle ülkenin bir çok yerine birlikte gidildiğini, müvekkilinin bu zaman zarfında eşini yalnız bırakmadığını, maddi ve manevi desteğini ondan esirgemediğini; ancak, son zamanlarda davalının (kocanın) evine ve eşine olan ilgisinin azaldığını ve davacının geçimi için gerekli giderleri karşılamadığını iddia ederek; davacı için aylık 2.000 TL nafakaya hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacı eşinin kendisiyle birlikte görev yaptığı yerlere gelmediğini, sadece Antalya’da çalışırken birlikte kaldıklarını, buna rağmen her zaman maddi ve manevi destekte bulunduğunu, modern hayatın en … ihtiyaçları olan bağımsız konut- vasıta-sağlık harcamalarının tarafınca karşılandığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “ 4721 sayılı TMK’nun 197.maddesi uyarınca birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa, eşlerden birinin haklı bir sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi halinde, ayrı yaşamakta haklı olduğunu kanıtlayan eşe diğer eş tarafından parasal katkı belirlenir. Toplanan kanıtlara göre; taraflar aynı evi paylaşmakta ve yaşamaktadır. Davacı ayrı yaşadığını kanıtlayamamıştır, gerekçesiyle” davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Evlilik devam ederken eşlerin birbirleri hakkında koşulları oluştuğu takdirde tedbir nafakası davası açma ve bir takım önlemlerin alınmasını talep etme hakları vardır. Tedbir nafakasının hukuki dayanakları TMK’nun aile hukukunu düzenleyen bölümünde birden fazla madde kapsamında düzenlenmiştir.
Eşler birlikte yaşamak, birbirine … kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar (TMK.md.185/3).

Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar (TMK.md.186/3).
Eşler birlikte yaşarken; Eşlerden birinin istemi üzerine hakim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler (TMK.md.196/1).
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya (TMK.md.185/3,186/3), konut (TMK.md.186) ve ev eşyasından yararlanmaya veya eşlerin mallarının yönetimine (TMK.md.223,242,244,262,263,264,267,215) ilişkin önlemleri alır (TMK.md.197/2).
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hale gelmesi üzerine de yukarda ki istemlerde bulunabilir. (TMK.md.197/3).
Koşulları değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sone ermişse alınan önlemi kaldırır (TMK.md.200).
04.06.1958 … ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre; olayları izah taraflara, kanunları re’sen uygulamak ve dolayısı ile hukuki nitelendirmede bulunmak hakime ait bir yükümlülüktür.
Somut olayda, davalı kocanın evine ve eşine olan ilgisinin azaldığı ve davacı eşinin gerekli giderlerini karşılamadığı, evlilik birliğinin gereklerini yerine getirmediği iddia edilerek; davacı için nafaka talep edildiğine göre, TMK’nun 196/1.maddesi gereğince; davacının geçinmesi için gerekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de gözetilerek; uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucunda; davacının ayrı yaşadığını kanıtlayamadığından bahisle, yazılı şekilde nafaka isteminin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.