Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/1383 E. 2010/2258 K. 16.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1383
KARAR NO : 2010/2258
KARAR TARİHİ : 16.02.2010

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili ile davalının Aralık 2007 tarihinde evlendiklerini, kısa süre birlikte kaldıktan sonra, yaklaşık 11 aydır fiilen ayrı yaşadıklarını, ayrı yaşamaya davalının kusurlu davranışının sebebiyet verdiğini; zira, müvekkilini müşterek evden kovduğunu, kendisi de müşterek evde bulunan eşyaları ailesinin evine götürdüğünü ve orada ailesi ile birlikte kaldığını, müvekkilinin hiçbir ihtiyacını karşılamadığını iddia ederek; müvekkili lehine aylık 500 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalının kusuru bulunmadığını, davacının babasının olumsuz tavırları üzerine aile düzeninin bozulduğunu; müvekkilinin, davacının evden gitmesi üzerine babasının evine geçtiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “Eşler ortak konutu birlikte seçerler. Davacının intihar girişiminde bulunarak bu duruma üzülen ve sinirlenen babasının isteği ile henüz onlar gelmeden eşyalarını toplayarak giden …’nin ayrı yaşama hakkı yoktur. Ayrıca, davalı istemesine rağmen davacı eve dönmemiştir. Bu nedenle koşulları oluşmayan tedbir nafakası bağlanması talebi reddedilmiştir, gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK’nun 197.maddesine göre; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.

Keza, TMK’nun 186/1.maddesine göre; eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Bu konuda uzlaşma sağlanamazsa, aile mahkemesinden müşterek konutun belirlenmesini isterler.
Dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, müşterek konut seçimine dayanmaktadır. Taraflar oturdukları konutta kiracıdırlar. Davalı (…), asgari ücretle çalıştığını bahane ederek, kira ödememek için kendi ailesinin yanına taşınmak istemektedir. Davacı eşini kendi ailesiyle birlikte yaşamaya zorlaması ve müşterek haneden kovması nedeniyle davacının evi terk ettiği anlaşılmaktadır. Bu husus, tarafların iddia ve savunmalarından anlaşıldığı gibi, davacı eş müşterek haneden ayrıldıktan hemen sonra; davalının, müşterek haneyi boşaltarak kendi ailesinin yanına taşınmak suretiyle takındığı tavırdan da anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece; davacının ayrı yaşamakta haklı olduğu kabul edilerek TMK’nun 197/2. maddesi gereğince, kendisine hakkaniyete uygun nafaka takdiri gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde, davacının ayrı yaşamada haklı bulunmadığından bahisle davanın reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu doküman 5070 Sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.