YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14175
KARAR NO : 2010/16835
KARAR TARİHİ : 18.10.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde davalının yarattığı muarazanın men-iyle davacının kiracı olduğunun tespitine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacının davalı Belediyeye ait işyerini 01.01.2009 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli sözleşmeyle kiraladığı, ancak bir süre sonra davalı Belediyece sözleşmenin 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca geçersiz olduğu ileri sürülerek davacıdan taşınmazı boşaltmasının istendiği, davalının kiralanan işyerini 2886 sayılı Kanun uyarınca yeniden ihale ile kiraya çıkardığı, oysa ki aradaki sözleşmenin baştan beri geçerli olduğu ileri sürülerek, muarazanın men-iyle kiracılık ilişkisinin tespitine karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, davacı istemi gibi davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK.nun 8/II-1. maddesine göre; kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, aktin feshi yahut tespit davalarıyla, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ile bunlara karşılık açılacak davaların görülmesinde görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. HUMK.nun 8. maddesinde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu hususlar sınırlı bir şekilde belirlenmiştir.
Davadaki istem ise; yukarıdaki maddede açıklanan şekilde bir kira tespiti davası olmayıp, yanlar arasındaki sözleşmenin baştan beri geçerli olup olmadığının ve davacının kiracılığının tespiti istemine ilişkindir. Bu durumda görev hususunun genel kurala göre belirlenmesi gerekmekte olup, davaya konu sözleşmenin süresi ve kira bedeli dikkate alındığında, bedel Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırı üzerindedir.
O halde; görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu gözetilerek, Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.