YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14300
KARAR NO : 2010/14709
KARAR TARİHİ : 21.09.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde kira parasının 1.7.2007 gününden başlayarak yıllık 80.000 Euro olarak tesbiti ve tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 75.000 Euro tespiti ile 150.000 Euro nın tahsili cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, 1.7.2007 tarihinden itibaren yıllık kira parasının 80.000 Euro olarak tespitini ve tespit edilecek kiranın 1.7.2007 tarihinden itibaren en yüksek banka faizi ile tahsilini talep etmiş, mahkemece; yıllık kira parasının 75.000 Euro tespitine ve iki yıllık kira bedeli 150.000 Euro nun davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen ilk kira sözleşmesi 1.7.2000 başlangıç tarihli olup, 5 yıl sürelidir.Yenilenen 1.7.2005 tarihli sözleşme ise 2 yıl sürelidir ve dava konusu dönem sözleşmeyi takip eden dönemdir. Sözleşmelerde kira parası Euro olarak kararlaştırılmıştır.
Kira tespit kararlarının asıl görevi sadece kira sözleşmesinin ücret unsurunu belirlemekten ibarettir. Buna göre kira tespit davasına ilişkin ilamda hem tespit, hemde tespit edilen kira parasının tahsili talep edilemez. Çünkü tespit edilen kira alacağının talep edilebilmesi için ifa zamanının gelmiş olması gerekir. İfa zamanı için alacağın muaccel olması başka bir deyişle alacaklının edayı takip ve bu sebeple borçluyu dava edebileceği zamanın gelmiş olmasına bağlıdır. 7.7.1965 gün ve 5/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere tespit edilen kira farkının mahkemede dava edilebilir veya icrada takip edilebilir hale gelmesi için miktarının kesin olarak belli olması gerekir. Bu belirlilik ise ancak tespite ilişkin kararın kesinleşmesi ile oluşabilir. Bu nedenle kira parasının tespitine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra ancak kira parasının tahsili talep edilebileceğinden, mahkemece; kesinleşmeden önce kiranın tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, yabancı para ile kararlaştırılan kira sözleşmesinin sona ermesinden sonra yenilenen dönemde kira parasının tespitinin istenilmesi halinde, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları uyarınca tarafların açık muvafakatları bulunmadığı sürece kira parasının TL olarak tespiti gerekir.
Dava konusu olayda, davacı kira parasının yabancı parayla tespitini istemekte, davalı kiracı ise yabancı parayla ödeme yapmasına rağmen, kiranın döviz olarak tespit edilmesine karşı olduklarını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece taraflardan sorularak yabancı para ile kira parasının tespitini istedikleri takdirde kira parasını Euro cinsinden tespit etmek, aksi halde davayı reddetmek olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.