Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/14425 E. 2010/22264 K. 30.12.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 02:15


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14425
KARAR NO : 2010/22264
KARAR TARİHİ : 30.12.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 10.000,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı aleyhine açtığı muris muvazaasına dayalı tapu iptali tescil davasında, muris terekesine dahil olan taşınmazların 1/4 payının davalı üzerine olan kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verildiğini, bu karar öncesinde taşınmazların tümünde malik görünen davalının tek başına tasarruf ettiğini, 26 ada 117 nolu parselin de kamulaştırılması sonucu kamulaştırma bedelinin davalı tarafından alındığını belirterek kamulaştırma bedelinden müvekkilinin 1/4 payına düşen 5000,00 liranın, ayrıca iştirak halindeki diğer taşınmazlarda da, muvazaaya dayalı tapu iptali kararından önce davalının inşaatlar yapıp sattığı, kiralarını aldığı, haksız işgalinin olduğu belli olduğundan müvekkilinin kira ve benzeri gelirlerden yoksun kalması karşılğı 5000,00 lira olmak üzere şimdilik toplam 10.000,00 liranın yasal faiziyle davalıdan tahsili ile, miktar belirtilmeden müvekkilinin uğradığı tüm kayıpların hesaplanarak tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; 29 ada, 25 ve 26 nolu parsellerden 29 ada, 115 nolu parselden, 771 ada 7 ve 8 nolu parselden 768 ada 7,8,9,10,11,12 ve 1 nolu parsellerden, 769 ada 2 ve 3 nolu parsellerden, zaman içinde satılarak bedelinin davalı tarafından alınmış olanları için müvekkilinin hissesi nisbetinde belirlenecek bedelin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Davalı cevap dilekçelerinde; davacının dava dilekçesinde olmayan parselleri ıslah dilekçesinde eklendiğini, talebin tamamen değiştirildiğini, taleplerin hukuki olmadığını, satılıp yerine yenisi alınan taşınmazların gelirinden pay talep edilmesinin karşılanabilir bulunmadığını beyanla davanın ve ıslah dilekçesindeki taleplerin reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 769 ada 3 nolu parselde davacı hissesine düşen 4.826,25 liranın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiş, gerekçesinde de, salt 769 ada 3 nolu parselin muris muvazasına dayalı tapu iptali-tescil davası ile 1/4 payının davacı adına tesciline karar verildiği, ıslah dilekçesinde belirtilen diğer tüm parsellerle ilgili davacı adına bir tescil kararı olmadığı gibi, açılmış bir dava da bulunmadığı belirtilmiştir. Hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK'nun 74 ve devamı maddeleri ile 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı YİBK'nda vurgulandığı gibi bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak taraflara, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da Hakimin görevidir. Diğer bir anlatımla; Hakimin, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalarla ve netice-i taleplerle bağlı olduğu, dayanılan kanun hükümleriyle ve tarafların buna dayalı tavsifleriyle bağlı olmadığı, sonuç olarak ta kanunları resen uygulamakla yükümlü bulunduğu öğreti ve uygulamada tartışmasız kabul edilmiştir.
Somut olayda davacı, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile taleplerini bildirmiş ise de, her bir taşınmazla ilgili isteğinin ne olduğu, miktarı, yılları belirtilmeden, genel ifadelerle toplu talepte bulunulmuş, mahkemece de bir ayrıma gidilip talepler tek tek değerlendirilmeden, talep dışına çıkılarak karar verilmiştir. Hükmün bu şekilde verilmiş olmasında, davacının istemlerinin açık olmaması etkili olmuştur.
O halde, mahkemece, her bir taşınmazın durumu, geçirdiği aşamaları ayrı ayrı hangisi için hangisi için ne talep ettiği varsa haksız işgal tazminatının yılları davacıya açıklattırılarak ve delilleri de sorularak, gerekirse bilirkişilerden de rapor alınmak suretiyle sonucuna göre açık, denetlenebilir bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.