Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/16575 E. 2010/17758 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16575
KARAR NO : 2010/17758
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davalının kazı yapmak suretiyle eskiden beri kullandığı suyunun kesilmesine neden olduğu ileri sürülerek suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; her ne kadar davacının anılan suyunun, davalının kaptaj yapmak suretiyle su çıkarması sonucunda azaldığı belirlenmişse de davalı, bu suyu kendi taşınmazından çıkarmış bulunmakla … su sayılacağından ve davacıya ait taşınmazdan çıkan suyu da direkt bir elatması sözkonusu olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysaki, tapulu taşınmaz içinden çıkarılmış olsa bile kazılarak çıkarılan su, … değil yeraltı suyu ve dolayısıyla genel sulardan sayılır. Aksine, davacının taşınmazından çıkan su; … niteliğinde olduğundan eğer miktarı da, çıktığı taşınmazın sınırlarını aşmayacak ölçüde az ise … su olarak kabul edilmek ve buna yönelik doğrudan bir elatma olmasa dahi davalının açtırdığı sözkonusu su kuyusu ya da kaptajın onu olumsuz yönde etkileyip azaltması olgusu da bir tür müdahale sayılmak gerekir.
Bu durumda; suların en az olduğu bir dönemde, Jeoloji ve … Mühendislerinden oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden kesif yapılarak öncelikle, davacının mevcut … ile davalının kazarak çıkardığı yeraltı suyunun ayrı ayrı debilerinin ölçülmesi ve tarafların bu sulara olan asgari ihtiyaçlarının ( yararlanma şekilleri ve yararlandıkları başka sular varsa onların miktarları da gözetilerek ) usulünce tesbiti ve ondan sonra, davalının kaptaj yapması sonucu davacının söz konusu … suyunu etkileme derecesinin ve bu kaptajın kapatılması halinde azalan suyun, davacının kaynağına geri dönüp dönmeyeceğinin ( icabında uygulama da yapılmak suretiyle ) belirlenmesi gerekir.
Sonuçta eğer; önemli ölçüde etkileme olur ve eski hale dönüşün mümkün olacağı saptanır ve ayrıca davacının kaynağındaki mevcut su da öncelikli ihtiyaçlarına yetersiz bulunursa o zaman davanın kabulüne, aksi taktirde ise o belirlemelerin gerektirdiği biçimde karar verilmesi lazım gelir.

O halde; belirtilen şekilde işlem, inceleme ve değerlendirmeler yapılarak sonuçlarına uygun bir karar verilmek gerekirken, bu yönlerden eksik inceleme ve değerlendirme (ki, suların hiç olmadığı bir zamanda keşif yapılmış ve alınan yetersiz rapor hükme esas alındığı gibi açıklanan diğer hususlar üzerinde ise hiç durulmamıştır) ile yazılı olduğu gibi davanın reddi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.