YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17397
KARAR NO : 2010/21420
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 2.000 TL alacak için takibe itirazın iptali, inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili 23.07.2009 tarihli dilekçesinde; davalı hakkında 02.12.2003 keşide, 31.10.2003 vade tarihli bono nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine davalının itirazının iptali ve inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabından, davacıya 2003-2004 yıllarında kitap siparişi verdiğini ve davacının kendisinden teminat senedi aldığını daha sonra siparişi iptal ettiği halde senedin geri verilmediğini, davacıya borcu olmadığını, senedin zamanaşım süresi geçtikten sonra takibe konduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, takip konusu bononun zamanaşımına uğradığı, davacının senedi keşideci olarak imzalayan davalıya karşı TTK.644.maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre başvuru hakkına sahip ise de, zamanaşımı nedeniyle davacının bir alacağı bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, yargılama aşamasında mal sattığı davalıdan alacağını talep ettiğini beyan etmiştir. Davacının bu beyanı, davalı savunması ve tüm dosya kapsamından davacının, aralarındaki temel borç ilişkisine dayalı olarak yapılan icra takibinde söz konusu bonoya belge olarak dayandığı anlaşılmaktadır. Bu yön gözetilerek davanın BK. 125.maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşım süresine tabi olduğu düşünülüp davacıya temel ilişki dolayısıyla alacaklı olduğu yönünde tanık dahil tüm delillerini sunarak kanıtlama olanağı tanınarak, toplanacak deliller ve uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.