Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/17431 E. 2011/2448 K. 22.02.2011 T.

Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 12:41


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/17431
KARAR NO : 2011/2448
KARAR TARİHİ : 22.02.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak, 10.000.00 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Islah dilekçesi ile müddeabihin 3.962.882,50 TL'ye çıkartılmıştır. Mahkemece davacıların davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın reddine; diğer davalılar aleyhine açmış olduğu davanın ise kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davalılar vek.Av.... geldi. Aleyhine temyiz olunan Davacılar vek.Av. ... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesi ile; davacıların murisi ...’nin dava konusu taşınmazda 13542/414720 hisseyi dava dışı ...’den 17.2.1970 tarih ve 1765 yevmiye no’lu resmi senetle satın aldığını; davalıların murisi ...’nun da, aynı şahıstan aynı resmi senetle 9028/414720 hisseyi satın aldığını; ancak, tapu memuru resmi senedi düzenledikten sonra tapu kütüğüne davacının aldığı hisseyi de davalı almış gibi (... adına 22570/414720 hisse olarak) tescil ettiğini, bu durumdan haberlerinin olmadığını;1976 yılında dava konusu hissenin de içinde bulunduğu taşınmazla ilgili Kadastro Mahkemesinde tespite itiraz davası açıldığını, bu davanın davacılar arasında; hem ...nin hem de ...’nun yer aldığını; Kadastro Mahkemesi hüküm kurarken karar başlığında davacı olarak ...nin ismine yer vermiş olduğu halde, lehine veya aleyhine bir hüküm kurmadığını, gelen tapu kaydına dayanarak ...nin almış olduğu hissesinin de davalıların murisi ... adına tesciline karar verildiğini; kararın 27.10.1998 tarihinde kesinleştiğini; davalıların davacının hissesinin de murisleri adına tescil edildiğini bildiği halde kötü niyetli hareket ederek, parsellerdeki hisselerini dava dışı ... ...’e sattıklarını; davacıların, bu durumdan dava tarihi itibariyle haberdar olduklarını iddia ederek; davalıların haksız zenginleşmeleri nedeniyle , fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup, 10.000 YTL’nin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini; davalı hazinenin de olayda kusuru bulunduğundan talep edilen miktardan müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah dilekçesi ile de; müddeabihin miktarı 3.962.822.50 YTL’ye çıkartılmıştır.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuş, esası bakımından da; mülkiyet hakkını kullanarak taşınmazlardaki hissesini satan müvekkillerinden tazminat veya başka bir nedenle bir bedel istenemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ise; zamanaşımı definde bulunmuş, davaya konu olayda gerçekten bir yanlışlık varsa bu durumun idari yoldan düzeltilebilecek bir yanlışlık olduğunu, ortada doğmuş ve kesinleşmiş bir zarar bulunmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; "...BK'nun 63/1.maddesine göre, iyi niyetli zenginleşenin geri verme borcu; kendisinden geri verilmesi istenildiği anda, geri vermekle yükümlü tutulmuştur. Dosyadaki 26.06.2006 günlü bilirkişi raporuna göre, dava tarihindeki davacıların hissesine isabet eden taşınmazın değeri olan 3.962.822,50 YTL’nin davacılara ödenmesi gerekir, gerekçesiyle" davanın kabulüne, dava konusu 3.692.822,50 YTL’nin dava tarihi itibariyle kademeli olarak yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş, hükmün davalılar vekili ile hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin, 30.6.2009 gün ve 2009/7300-11417 sayılı ilamı ile "1-Davalı hazine vekilinin temyiz itirazları bakımından; ...tapu sicil muhafızının işlemi ile zarar arasındaki illiyet bağı kesinleşen kadastro işlemi ile kesilmiştir. O nedenle, davalı hazinenin kusuru nedeniyle sorumluluğu yoluna gidilmesi doğru bulunmamıştır. 2) Davalılar vekilinin temyiz itirazları yönünden, ...davacının fakirleşmesi buna karşılık davalının ise zenginleşmesi; taşınmazın aynının davacılara devir (iade) imkanının ortadan kalktığı tarihte; yani, söz konusu hissenin bulunduğu parsellerin davalılar tarafından üçüncü kişiye satıldığı tarihte (03.11.2003 tarihinde) gerçekleşmiştir. Bu bakımdan, mahkemece; davalıların iyi niyetli zenginleşen oldukları da kabul edildiğinden, zenginleşme tarihindeki taşınmazın satış bedeline hükmedilmesi gerekmektedir. Gerekçesiyle" mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın reddine; davacıların diğer davalılar aleyhine açmış olduğu davanın ise kısmen kabulüne, bilirkişi raporunda davalılar tarafından arsa satışının yapıldığı 03.11.2003 tarihi itibariyle tesbit edilen 2.264.470.00 TL'nin kademeli olarak yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; mahallinde yapılan incelemede, dava konusu taşınmazdaki davacıların hissesinin Ümraniye İlçesi, ..., 25 pafta 5832 parsel ile 26 pafta 5833,5835,5836,5837,5838,5839,5840,5841,5842,5843,5844,5845 parsellerde bulunduğu, toplam 1.441.287 m² alana sahip parseller üzerinde yüzlerce binalar ile YEDPA İş Merkezinin bulunduğu görülmüştür, denildikten sonra; bu parsellerde davacıların hissesine isabet miktarın 22.644,70 m² olduğu ve davalılar tarafından arsa satışının yapıldığı 03.11.2003 tarihi itibariyle m² değerinin 100 TL üzerinden toplam; 2.264,470 TL tuttuğu belirtilmiş bulunmaktadır. Bu haliyle bilirkişi raporu; soyut ve farazi belirlemeye dayandığı gibi taşınmazın keşifte gözlenen durumuna da uygunluğu bulunmamaktadır.
Zira, HUMK.nun 275 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde hakim, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmelidir.
Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HUMK.nun 281. maddesine göre, bilirkişi raporu; Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi, mümkün olup, hükme dayanak yapılabilir.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle, 1.441.287 m² alana sahip taşınmaz üzerinde ; tarafların hisseleri dışında satılmış hisselerin bulunup bulunmadığını tapu sicil müdürlüğünden sormak ve satış bedellerini karşılaştırmak olmalıdır. Daha sonra, taraflardan satış bedeli ile ilgili emsaller istenip, yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetinden (inşaat, ziraat ve mülk bilirkişisinden oluşan heyetten); yukarıda belirtilen keşif gözlemi de (taşınmazın büyüklüğü, üzerinde bulunan yüzlerce bina, davacıların hisselerinin birden çok parsel'e yayılmış olması ve parçalı hisselerin satışa etkisi vs.) dikkate alınarak; karşılaştırılmalı ve somut verilere dayalı olarak taşınmazın satış tarihindeki değeriyle ilgili rapor almak ve oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Öte yandan, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davasında; faizin, temerrüd tarihinden hükmedilmesi gerekmektedir. Davacının, dava dilekçesindeki talebi de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine yönelik bulunmaktadır. O halde, mahkemece, hükmedilen alacağa dava tarihinden geçerli faiz yürütülmelidir. Hükümde, faizin başlangıç tarihi yönünden açıklık bulunmaması da doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 825 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.