YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18179
KARAR NO : 2011/547
KARAR TARİHİ : 20.01.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 18.569,42 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; davalının Muhakemat Müdürlüğü’nde görev yaptığı sırada çalışan bir kısım diğer avukatlarla birlikte karşı taraftan tahsil edilerek emanet hesaplarına yatırılan avukatlık ücretlerinden 657 Sayılı Kanun’un 570/8 sayılı KHK ile değişik 146. maddesi gereğince belirlenen limitlerin üstünde ücret ödemesi yapıldığını belirterek 18.569,42 TL fazla ödemenin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden, kabul edilmezse esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, “BK’nu 66. Maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, davalının ödemeyi iyi niyetli olarak tükettiği, BK’nu 63. Maddesine göre hakkaniyet ölçüleri de dikkate alınarak sorumlu olmadığı, ayrıca herhangi bir şekilde hazine zararının oluşmadığı sonucuna varılmakla talebin hem zamanaşımı süresi yönünden, hemde işin esası bakımından reddine” karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
BK’nun 66. Maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı, tüzel kişilerde dava açılmak üzere emir vermeye yetkili organın zararı ve zarar vereni öğrenmesi (olur vermesi) ile başlar. Somut olayda Genel Müdür durumu 16/01/2009 tarihinde öğrenmekle zamanaşımının bu tarihte başladığı ve bu davanın 18/09/2009 tarihinde süresinde açıldığı düşünülmeden davanın bu nedenle reddi doğru değildir.
Uyuşmazlık, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesinde 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklik nedeniyle kurum adına takip edip sonuçlandırılan dava dosyalarında yargı kararıyla karşı tarafa yüklenilen vekalet ücretinin, hiçbir limit veya kısıntıya tabi olmaksızın tamamının kurum görevlilerine ait olup olmadığı hususundadır.
657 sayılı kanunun vekalet ücretine ilişkin 146. maddesi hükmü, 1136 sayılı kanunun 164. maddesine göre “özel kanun” niteliğinde olup, bu durumda 657 sayılı Yasada kurum avukatlarına verilecek vekalet ücretine ilişkin olarak farklı bir düzenleme yapılmadığı sürece, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda 4667 sayılı kanunla yapılan değişikliğin kamu personeli statüsünde bulunan kurum avukatlarına ve bu arada davacıya ödenen vekalet ücretine uygulanan sınırlamayı kaldırdığından söz etmek mümkün olmadığı gibi, BK.nun 63. maddesindeki elden çıkarma olayı, yararlanma dışındaki durumları ifade eder. Elden çıkarılan şey haksız iktisap edenin faydasına veya zaruri ihtiyaçlarına harcandığı takdirde onun da geri verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
O nedenle, Mahkemece anılan 146. maddede yer alan düzenleme uyarınca inceleme yapılarak, davalıya haksız ödenen miktar varsa tahsili halinde emanete alınarak, yönetmelik uyarınca hak sahiplerine yeniden ödeme yapması gerektiği gözetilmek suretiyle davanın kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçe ile reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.