Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/18186 E. 2011/290 K. 18.01.2011 T.

Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 13:49


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18186
KARAR NO : 2011/290
KARAR TARİHİ : 18.01.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 18.453,86 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkilinin kadrolu avukatı olan davalıya yapılan fazla ücret ödemesi olan 18.453,86 TL.’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
BK.62.maddesi gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddede belirtilen yanlışlık, ... ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle; davacı idarenin hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir.
HGK'nun 5.12.1984 tarih, 1982/13-387 E.-1984/997 K. sayılı kararı ile, idarenin herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan salt hatalı ödemeleri BK'nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği açıklanmıştır.
Bu nedenle, hatalı terfi ve intibak nedeniyle fazla yapılan ödemelerin davalının hilesi ve gerçek dışı beyanı ile yokluk ve mutlak butlan ile makul olmadığı için geri istenemiyeceğine yönelik Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 1972/6 E.-1973/2 K.sayılı ilamının bu davada uygulama yeri bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesinde 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklik nedeniyle kurum adına takip edip sonuçlandırılan dava dosyalarında yargı kararıyla karşı tarafa yüklenilen vekalet ücretinin, hiçbir limit veya kısıntıya tabi olmaksızın tamamının kurum görevlilerine ait olup olmadığı hususundadır. Uyuşmazlığın çözümü kurum görevlileri yönünden 657 sayılı kanunun 146. maddesinin mi, 1136 sayılı kanunun 164. maddesinin mi "özel kanun" niteliğinde olduğunun tespitine bağlıdır.
Buna karşılık 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146. maddesinde "Memurlara Kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerinin tayin ettiği görevleri karşılığında bu kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez. “ hükmü yer almaktadır.

657 sayılı kanunun vekalet ücretine ilişkin 146. maddesi hükmü 1136 sayılı kanunun 164. maddesine göre "özel kanun" niteliğinde olup, bu durumda 657 sayılı Yasada kurum avukatlarına verilecek vekalet ücretine ilişkin olarak farklı bir düzenleme yapılmadığı sürece, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda 4667 sayılı kanunla yapılan değişikliğin kamu personeli statüsünde bulunan kurum avukatlarına ve bu arada davacıya ödenen vekalet ücretine uygulanan sınırlamayı kaldırdığından söz etmek mümkün olmadığından mahkemece anılan 146. maddede yer alan düzenleme uyarınca inceleme yapılarak davalıya fazla ödenen miktar yönünden davanın kabulü gerekirken reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca Borçlar Kanununun 66.maddesi gereğince, "haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada ... olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren on senenin müruriyle sakıt olur." Bu kanun hükmü gereğince, zamanaşımının başlangıcı olarak "öğrenme tarihi" esas alınmalıdır. Tüzel kişiler ve özellikle de kamu kurumlarında öğrenme tarihi, o kurumun dava açma konusunda emir vermeye yetkili organı bakımından esas alınır.
Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, davacı kurumda, dava açma konusunda emir vermeye yetkili makamın ve bu makamın öğrenme tarihinin belirlenmesinden sonra, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.


Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.