YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18603
KARAR NO : 2010/17740
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 1.750 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davacının …’dan zorunlu … ile gelerek Türk Vatandaşı olduğunu, devlet bakanlığının başlattığı bir proje sonucu İzmir İlinde zorunlu … ile gelen vatandaşlar için göçmen konutlarının yapılacağının taahhüt edilerek duyuru yapıldığını, inşa edilecek konutlardan edinmek isteyen davacının 1991 yılında müracaatta bulunarak 2.500.000 TL (2,5 TL) yi … Bankasına yatırdığını, ancak davacıya taahhüt edilen konutun teslim edilmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla yatırılan 2,5 TL nin dava tarihi itibariyle karşılığı olan 1.750 TL nin dava tarihinden işleyecek en yüksek faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalı idareden 2.611,35 TL alacaklı olduğu belirlenmiş, ancak taleple bağlı kalınarak davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davacı asil mahkemeye göndermiş olduğu 30.03.2009 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
Feragat, HUMK. nun 91.maddesinde, taraflardan birinin davadaki neticei talebinden vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır.
O halde mahkemece, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek davanın kabulü cihetine gidilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.