Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/19112 E. 2010/21917 K. 28.12.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 02:17
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/19112
KARAR NO : 2010/21917
KARAR TARİHİ : 28.12.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde 3.013.35 lira alacak faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davalı görevli memura haksız olarak fazladan mesai ücreti ödendiği ileri sürülerek yapılan fazla ödemelerin geri tahsili istenilmiş; mahkemece, davalının zamanaşımı savunmasında bulunduğu, buna karşın davacı tarafın savunmanın genişletilmesine itiraz etmediği, davanın 1 yıllık zamanaşım süresinden sonra açıldığı, dolayısı ile zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Oysa, davalının süresinden sonra yaptığı zamanaşımı savunmasına karşı davacı vekili aynı oturumda (6.7.2010); zamanaşımı itirazını kabul etmediğini ve zamanaşımı süresinin dolmadığını beyan ederek savunmanın genişletilmesine olur vermemiştir. Mahkemece salt "savunmanın genişletilmesine itiraz" şeklinde beyanda bulunulmadığı değerlendirilerek süresinden sonra yapılan zamanaşımı def'inin geçerli olduğu kabul edilip delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak isteminde; zararın kapsamı ve zarar verenin kimliği, dava açmaya emir vermeye yetkili idari organca tümüyle öğrenildiği tarihte zamanaşım süresi işlemeye başlar. Somut olayda, her ne kadar zararın kapsamı ve kimden iade isteneceği belli olduğu halde, davacı ... adına işbu davada dava açmaya hangi idari birimin yetkili olduğu araştırılmadan salt İlçe Kaymakamının denetim raporunu havale etmiş olması "ıttıla" olarak değerlendirilip zamanaşımının dolduğu kabulüyle istemin reddi isabetli görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.