Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/19182 E. 2010/18379 K. 08.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/19182
KARAR NO : 2010/18379
KARAR TARİHİ : 08.11.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde … Noterliğinin 7.12.1995 tarih ve 5954 sayılı vasiyetnamesinin tenfizi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, 20.05.2002 tarihli dilekçesinde; tarafların müşterek murisinin ölümü üzerine noterde düzenlenen 07.12.1995 tarih ve 5954 nolu vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmasından sonra davalılardan … tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde (1999/267 E.2000/394 K.) açtıkları vasiyetnamenin iptali davasının reddedilip kesinleştiğini belirterek, vasiyetnamenin tenfizi ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; dava konusu taşınmaz için mahfuz hissenin aşılması nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açtıklarını (2001/38 E.) ve tenkis istediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda; davalının vasiyetnamenin iptaline ilişkin … Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları dava, mevcut delillere göre de vasiyetnamenin iptalini gerektirecek husus bulunmadığından reddedilerek kesinleşmiştir.
Davalı bu kez , mahfuz hisselerini almalarına yönelik saklı payları gözetilerek vasiyetin tenkisi, kendilerinin saklı payları belirlenerek adlarına tescili istemiyle açtıkları davanın yargılaması devam etmektedir.
Ancak, 2001/38 E.sayılı halen derdest olan davada tenkis talebi bulunmakta olup, verilecek hüküm vasiyetnamenin tenfizine ilişkin bu davayı etkileyeceğinden, aynı mahkemede açılmış ve görülmekte olan davaların, davanın her safhasında istek halinde veya kendiliğinden birleştirilebileceği de (HUMK 45/3) gözönünde bulundurulmak suretiyle devam eden dava ile birleştirme kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.