Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/19629 E. 2010/21824 K. 28.12.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 04:49
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/19629
KARAR NO : 2010/21824
KARAR TARİHİ : 28.12.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde kira parasının 01.01.2009 gününden başlayarak yıllık 59.400 USD olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile brüt 76.950 TL tespiti cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, 01.01.2009 dönemine ait kira parasının yıllık 59.400 USD olarak tespit edilmesini talep etmiş, mahkemece; hak ve nesafet uygulamasına göre yıllık 76.950 TL kira parasının tespitine karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmaz, ..., ...'de ... Plaza'nın 9. katında, 135 m2 işyeridir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tarafların ibraz ettiği aynı plazada bulunan işyerlerine ait kira sözleşmelerine göre dava konusu taşınmazın yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği yıllık kira parası brüt 85.500 TL (net 68.400 TL) olarak açıklanmıştır.
Raporda emsal olarak incelenen kira sözleşmeleri gerek kira başlangıç tarihleri, gerekse m2 büyüklükleri farklı olup emsal niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Farklı işyerlerine ait benzer emsal kira sözleşmeleri incelenmediği gibi re'sen emsal araştırması da yapılmadan hazırlanan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin 6570 sayılı yasanın 2 ve 3.maddelerinin iptaline ilişkin 26.3.1963 tarih ve 3/67 sayılı kararı ile, 6570 sayılı yasanın kira parasındaki “sınırlı artış” ilkesi ortadan kaldırılmamıştır. Bununla birlikte kira parasının tesbiti yöntemini belirleyen 18.11.1964 tarih ve 2/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kira parasının “hak ve nesafete uygun” seviyede takdiri ile “sınırlı artışı” öngörülmektedir. O nedenle kira parasının tesbiti bir sınırlamadır ve hakim kira parasını takdir ederken bunun bir sınırlama olduğunu gözetmelidir.
18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Y.İ.B.K. ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre “hak ve nesafet” ilkesi uyarınca hakim bu sınırlamayı yaparken, öncelikle tarafların tüm delilleri varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örnekleri dosyaya alınmalı, bilirkişi marifetiyle kiralanan taşınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, böylece elde edilen veriler somutlaştırılarak, dava konusu yer ile ayrı ayrı (konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, kira başlangıç tarihi, kira süreleri vb.) kira parasına etki eden tüm nitelikleri karşılaştırılmalı, emsal kira bedellerinin niçin uygun emsal olup olmadığı somut gerekçelerle açıklanmalı, dava konusu taşınmazın yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası belirlenmeli, hakimce bu kira parası dikkate alınmak suretiyle hak ve nesafete; özellikle tarafların kira sözleşmesinden bekledikleri amaçlarına uygun makul bir kira parasına hükmedilmelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan yönleri içermeyen genel ifadeli bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya Y.İ.B.K’ne ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına aykırı olup bozma nedenidir.
Ayrıca kabule göre, davalının dava konusu dönemde yıllık brüt 78.125 TL (net 62.500 TL) ödemesine rağmen, mahkemece; nedenleri açıklanmadan daha az kira parası yıllık brüt 76.950 TL (net 61.560 TL) tespitine karar verilmesi ve buna bağlı olarak davalıdan vekalet ücretinin tahsiline hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.