Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/20232 E. 2011/2309 K. 21.02.2011 T.

Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 19:43


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/20232
KARAR NO : 2011/2309
KARAR TARİHİ : 21.02.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ


Dava dilekçesinde 4.350 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; karşı tarafın açtığı dava sonucunda 4.350 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verildiği, oysa ki tarafına tebligat yapılmadığı, adresinin MERNİS sisteminden çok kolay bir şekilde öğrenilebilecekken başka bir adrese tebligat çıkarıldığı, bunun da usulsüz olduğu ve taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulduğu ileri sürülerek, yargılamanın yenilenerek ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/560 E.-2009/1358 K. sayılı hükmünün kaldırılarak, davanın esastan reddine karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; ilk yapılan yargılamada davalıya dava dilekçesi ile isticvap davetiyesi tebliğ edilmiş ise de, dava dilekçesinde belirtilen adresin davalıya ait olmadığı, tebligatların usulsüz olduğu, belirtildiği gibi mernis sisteminden araştırma yapılması halinde davalının açık adresinin bulunabileceği gerekçesiyle, iade-i muhakeme talebinin tebligat usulsüzlüğünden bahisle kabulüne ve bu defa açılan davanın esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde davalı adresi "1847/15 sok. No:22 D:3 .../... olarak gösterilmiş, davetiye bu adreste Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Devamında gerekçeli kararın da aynı adreste Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğ edilerek verilen hükmün kesinleştirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalı ise başka bir adreste oturduğunu, kararı 26.03.2010 tarihinde öğrendiğini ileri sürerek hem 26.03.2010 tarihli dilekçesi ile iade-i muhakeme talebinde bulunmuş hem de aynı gün temyiz harcı yatırıp dilekçe vermek suretiyle temyiz isteminde bulunmuştur. Mahkemece davalının iade-i muhakeme talebi yönünde işlem yapılıp, yukarıda açıklandığı üzere hüküm kurulmuştur.
Tebligat Kanununun 10. maddesine göre tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. HUMK.nun 73. maddesi uyarınca taraflar usulüne uygun olarak iddia ve savunma için mahkemeye çağrılmadıkça mahkemece karar verilemez. Usulsüz tebligatla verilmiş olan karar, kesinleşme şerhi olsa bile hukuki sonuç doğurmaz. Mahkemenin, tebligatların davalının mernis sisteminde kayıtlı olan adresi yerine başka bir adrese yapıldığı yönündeki tespiti doğru ise de, davalı iade-i muhakeme talebinde sadece tebligat usulsüzlüğü nedeniyle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş olup, HUMK.nun 445/7 maddesinde ifadesini bulan hile ve huda iddiasında, yani karşı tarafın tebligata yarar adresini bildiği halde hileye başvurarak dava dilekçesinde yanlış adres göstermek suretiyle başka bir adrese tebligatla yokluğunda yargılamanın bitirilip kesinleşmesini sağladığını ileri sürmemiştir.
O halde, talep doğrultusunda inceleme yapılıp, karar verilmelidir. Yukarıda açıklandığı gibi, usulsüz tebligatla verilen karar hukuki sonuç doğurmayacağından, karar öğrenildikten sonra yargılanmanın yenilenmesi değil, kararın temyizi isteminde bulunulmalıdır. Bu nedenle mahkemece davalının iade-i muhakeme isteminin reddiyle, başka bir dilekçe ile harcını da yatırmak suretiyle temyiz isteminde bulunduğu da gözetilerek, ilk hükmün temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a gönderilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.