Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/20339 E. 2011/6361 K. 14.04.2011 T.
Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 13:45
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/20339
KARAR NO : 2011/6361
KARAR TARİHİ : 14.04.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde suya elatmanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 2 nolu parselinde bulunan suyunun, davalılardan il özel idaresince alınıp , diğer davalı köye içme suyu olarak verilmek istendiğini, bu yönde çalışmalar ve kararlar alındığını beyanla davalıların suya vaki müdahalelerinin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevap dilekçeleri ile; davacının kullanabileceği başka suyu bulunduğunu, köyün ise bu suya ihtiyacı olduğunu beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesine karşın, "...suyun 0,019 17/saniyelik kısmının davacının kullanılmasına, geri kalan kısmının (davalı) ......,Köyü'nün kullanımına tahsis edilmesine" dair hüküm kurulmuştur (diğer deyişle kısmen kabul) verilen karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Suya vaki müdahalenin önlenmesi davalarında; öncelikle suyun niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dava konusu suyun davacıya ait tapulu yerden çıkan bir su olduğu tesbit edilir ise, suyun debisi taşınmazın sınırlarını aşmayacak kadar az ise özel su olarak kabulü ile buna ilişkin kuralların uygulaması gerekecektir.
Yargılama sırasında yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda, suyun niteliği konusunda kanaat verici, yeterli araştırma ve açıklama yapılmamıştır.
Bu nedenle sağlıklı bir sonuç için mahkemece, bilirkişiler marifetiyle suyun niteliği saptanmalı özel su olduğunun saptanması halinde tapuda irtifak hakkı bulunmayan davalıların hakkı bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmelidir. Ancak, genel su olduğunun anlaşılması halinde ise davalıların tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre kadim ve öncelik haklarının bulunmadığı anlaşılmakla tarafların ihtiyaç miktarı saptanmalı davacının ihtiyacından artan su olup olmadığı belirlenmeli davalının başka kaynaklardan su temin olanağı araştırılmalı, gerekirse belirli saatlerde münavebe oluşturularak tarafların suya ihtiyacının karşılanıp karşılanamayacağı değerlendirilmeli böylece eksiklikler giderilip su rejimi düzenlenmek suretiyle hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.