Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/20463 E. 2011/2089 K. 17.02.2011 T.

Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 19:50


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/20463
KARAR NO : 2011/2089
KARAR TARİHİ : 17.02.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 6.866,78 lira alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının maraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili; avukat olan müvekkillerinin vekalet ücret sözleşmesi gereği davalı ve müşterekleri adına dava açtıklarını ve aleyhinlerine açılan 3 davayı takip ettiklerini ancak haksız olarak azledildiğini ileri sürerek 6.866,78 TL vekalet ücreti alacağının tahsili için takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacıların birden fazla parsel için tek dava açılabilecekken olmaz dediklerini, tek parsel hakkında ise ortağın payının satın almak yerine taşınmazın satışı davası açtıklarını, tapuda kayıtlı olmayan muhdesatı bilgileri dışında bu kişiye ait olarak kabul ettiklerini, bilgi vermediklerini, bu nedenle zarar gördükleri için azlettiklerini, kendisinin okuma-yazması olmadığı gibi, sağır-dilsiz olduğunu, ücret sözleşmelerini ne olduğunu bilmeden imzaladığını, diğer ortağın bu zararlandırıcı işlemlerinden davacıları baroya şikayet ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Haksız olarak azledilen avukat, takip ettiği her dava ve takip için avukatlık ücretinin tamamına hak kazanır (Av. K. 174/2 md.).
Vekil, vekil edenin talimatı doğrultusunda ve iyi bir surette vekaleti ifa ile mükelleftir (BK.389-390 md.).
Somut olaya bakıldığında, davalı ve müşterekleri arasında birden fazla taşınmazda paylaşma konusunda uyuşmazlık bulunduğu ve usul ekonomisi gereği hepsi hakkında birlikte dava açılarak, aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesi, olmazsa satış istenmesi mümkün olduğu halde, vekil olan davacıların her bir taşınmaz için ayrı dava açılması gerektiğini söyleyerek, bir parsel hakkında doğrudan satış yoluyla ortaklığın giderilmesi davası açtıkları, diğer taşınmazlar için uyuşmazlık çıkaran ortağın açtığı davayı davalı adına takip edebilmek için 2. ci bir avukatlık ücret sözleşmesi düzenlenerek ayrı vekalet ücreti istendiği, tapuda kayıtlı olmayan muhdesatın aidiyetine itiraz etmedikleri anlaşılmaktadır.
Davacıların işlemleri bu şekliyle vekalete ilişkin yasal düzenlemeye uygun olmadığı gibi, tapuda kayıtlı olmayan ve uyuşmazlığı çıkaran ortağa ait olduğu söylenen, taşınmazın toplam değerinin % 31.03 kıymetindeki üç katlı ev için vekil edenlerin bilgisi ve kabulü olmadan, mülkiyet iddiasına itiraz etmeyerek, o kişiye ait olduğunu kabul etmeleri müvekkillerini zararlandırıcı işlem olmakla vekaletten azli haklı kılmakla, aksinin kabulü usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Kabule göre ise; davalı okur-yazar olmadığı gibi sağır ve dilsiz olduğu halde, tercüman ve tanık bulundurulmaksızın imzalatılan avukatlık ücret sözleşmesi esas alınarak ücret belirlenmesi, davalının 2.000,00 TL peşin ödediğini fakat makbuz verilmediğini, cevabında bildirdiği usulsüz işlemler nedeniyle diğer ortak ...’ın davacıları Baroya şikayet ettiğini ileri sürmesine rağmen, davacının şikayeti bulunmadığı cevabı ile savunma araştırılmadan sonuca gidilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.