Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/21696 E. 2011/4217 K. 17.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/21696
KARAR NO : 2011/4217
KARAR TARİHİ : 17.03.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (TİCARET) MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 14.471,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 14.255,59 TL için kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı; orman ürünleri ticareti yapmaları nedeniyle 13.9.1999-30.11.2000 döneminde ödedikleri % 3 oranında ağaçlandırma bedeli ile, aynı orandaki Bakanlık fon kesintisinin yasal dayanağı bulunmadığından bu dönemde ödenen 14.471,00 TL alacağın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 17.6.2009 tarihinde dava dilekçesini tebliğ etmiş, 14.10.2009 tarihli cevap dilekçesinde zamanaşımı ve esastan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, esasa cevap süresi içinde ve en geç ilk oturumda yapılmayan zamanaşımı def’inin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekillince temyiz edilmiştir.
Kural olarak, zamanaşımı ilk itirazlardan olmadığından duruşmanın her aşamasında ileri sürülebilir. Ancak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 202 mad/12 f. hükmüne göre davacı muvafakat etmeksizin davalı savunmasını genişletemez ve değiştiremez. O halde bu davada öncelikle süresi geçtikten sonra yapılmış bulunan zamanaşımı def’ine davacının muvafakatinin bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalıdır.
Somut olayda; davalı (cevap süresinden sonra verdiği) dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Davacı vekili ise; savunmanın genişletilmesine karşı koymamıştır. Öyle ise mahkemece; zamanaşımı defi süresinde kabul edilerek incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi … görülmemiştir.
Ayrıca, HUMK.nun 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporu davalı tarafa tebliğ edilerek itiraz süresi beklenmeden sonuca gidilmesi de usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Kabule göre ise, sebepsiz zenginleşme nedeniyle gecikme faizi yürütülebilmesi için, borçlunun bir ihtar ya da aleyhine dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir (BK.md.101/1). Davalının bu davadan önce temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilmediği halde, alacağa dava tarihi yerine ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de … değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.