Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/22165 E. 2011/2293 K. 21.02.2011 T.

Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 19:49


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/22165
KARAR NO : 2011/2293
KARAR TARİHİ : 21.02.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.


Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacı ile davalının 2006 yılında boşandıkları, davalı lehine 250 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, ancak davalının bir süre önce çalışmaya başladığı ve gelir elde ettiği ileri sürülerek nafakanın kaldırılmasına, olmaz ise indirilmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece tanık beyanları ve emniyet araştırma yazısı uyarınca davalının Seval Gelinlik isimli bir işyerinde çalıştığı ve yasa gereğince en az asgari ücret tutarında ücret aldığı gerekçesiyle nafakanın kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 176/3. maddesinde yoksulluğun ortadan kalkması halinde yoksulluk nafakasının mahkeme kararıyla kaldırılacağı, 176/4. maddesinde ise tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde irad biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın artırılması ya da azaltılmasına karar verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddede yoksulluğun hukuksal kavramı tanımlanmamış ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 2-656-688 sayılı kararında yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edileceği belirtilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında "Asgari ücretle çalışılmakta bulunulması" yoksulluk nafakası bağlanmasını imkansız kılan bir olgu olarak kabul edilmediği gibi, yoksulluğu ortadan kaldıracak bir gelir seviyesi olarak da kabul edilmektedir (HGK 07.10.1998 gün 1998/2-656 E.-688 K., HGK 28.02.2007 gün ve 2007/3-84 E.-95 K. sayılı kararları).
Somut olayda, davalının düzenli bir işi ve asgari ücret seviyesinde gelirinin bulunduğu ispat edilememiştir. Ancak, davalı elişi yaparak haftalık bir miktar para kazandığını kabul ettiğine göre mali durumunun az da olda olumlu yönde değiştiği gözetilerek nafakada hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekirken davanın tümden kabulü ile nafakanın kaldırılmasına karar verilmiş olması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.