YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/22434
KARAR NO : 2011/3319
KARAR TARİHİ : 07.03.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4200 lira için icra takibine vaki itirazın iptali icra inkar tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının avukatlık mesleğini icra ettiğini, bununla ilgili olarakta Bakırköy 3. Aile Mahkemesinin 2006/634 E. ,yine aynı mahkemenin 2006/788 Esas sayılı dosyalarında davalının vekilliğini yaptığını vekalet ücreti sözleşmesi gereği davacının davalıdan 4.200 TL vekalet ücreti alacağının bulunduğunu, bu alacakla ilgili davalı hakkında icra takibi yapıldığını davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğu ileri sürülerek itirazın iptaline %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı savunmasında; davacının vekilliğini yaptığı davalar nedeniyle davacı ile vekalet ücreti olarak 2000 TL’ye anlaştıklarını bunun 1.600 TLsini elden, 300 TL’sinide masraf olarak 1.900 TL ödeme yaptığını sadece 100 TL borcu kaldığını, ancak ödemelerle ilgili elinde yazılı belge olmadığını savunarak davanın 100 TL üzerinden kabulüne karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, dosya içeriğine ve alınan bilirkişi raporuna göre; davacı avukatın davalıdan 2000 TL vekalet ücreti alacağının bulunduğunu tarafların karşılıklı kabullerine göre bu alacağın 300 TL’sinin vekalet ücretine konu davaların (Bakırköy 3.Aile Mahkemesinin 2006/634 E, 2006/788 K.) başında davacıya ödendiğini, 1.600 TL’nin ise davalı tarafından davacıya ödendiğinin beyan edildiğini ancak, davalının bu ödemeye ilişkin elinde yazılı delilinin (belgesinin) bulunmadığını yazılı belge ile davalı bu ödemeyi ispat edemediğinden davacı tarafa yemin teklif ettiğini, ancak davacı tarafın yemin teklifini kabul etmediğini ve yemini icra etmediğini böylece davalının davacıya 1600 TL ödeme yaptığının subuta ermiş olduğunu davacı tarafın sadece 100 TL alacaklı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra talebinin 100 TL üzerinden devamına icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, HUMK’nun 63. maddesi son fıkrasında, “yeminin kabul veya reddini beyan için salahiyet ancak yemin edecek kimse tarafından yemin teklif olunan meseleye ıttıla kesbettikten sonra verilebilir” hükmü getirilmiştir. Bu hüküm nedeniyle dava açılırken verilen vekaletnamede yemin teklifi, kabulü ve reddine ilişkin salt özel yetki verilmiş olması yeterli görülmemekte ,ayrıca bu yetkinin yemin teklif olunan konuyu müvekkilin bilmesinden sonra verilmiş olması şartı aranmaktadır. Bu halde, hangi konuda yemin teklif edildiği, teklif edilip edilmeyeceği bilinmeden müvekkil tarafından verilen özel yetki HUMK.nun 63. Maddesi hükmüne uygun olarak verilmiş bir yetki olarak kabul edilemez. Vekil buna rağmen bu yetkesine dayanarak yemini kabul veya red hususunda beyanda bulunsada, bu beyan yetkisiz vekil beyanı olarak benimsenip, müvekkilinin onayı veya vekilden müvekkilini bilgilendirip yeniden bu konuda yetki alması istenmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda 1600 TL’lik ödemeye ilişkin iddiasını yasal delil ile ispat edemeyen davalı son celse olan 13.07.2010 tarihli celsede davacı tarafa yemin teklif etmiş, bu celse davacı duruşmaya katılmadığından davacı vekili söz alarak “Biz müvekkilimize yemin teklifini kabul etmiyoruz bunun içinde hazır etmeyeceğiz bu nedenlerle mevcut delillere göre davanın kabul edilmesi” talebinde bulunmuş, bundan sonrada mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere her ne kadar vekilin vekaletnamesinde teklif edilen yemini kabul veya reddine dair özel yetki var ise de, müvekkilin davadan önce düzenlenen böyle bir vekaletname ile yemin konusunu bilerek özel yetki verdiğinin kabulü mümkün olmadığı gibi bildiğine ve onay verdiğine dair dosyada herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumda yetkisiz vekilin beyanına itibar edilerek hüküm verilemez.
O halde mahkemece, alacağın 1600 TL’lık kısmı için davacı asile HUMK’nun 337 maddesine uygun yemin davetiyesi tebliğ edilmeli bunun sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 7.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.