Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/23220 E. 2011/4439 K. 21.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/23220
KARAR NO : 2011/4439
KARAR TARİHİ : 21.03.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 2.935 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacının 678 parselde kayıtlı taşınmazdaki davalı hissesini 5.000 TL bedelle satın aldığı, davalının şufa yönünden bir sıkıntı olmadığını söylemesi nedeniyle tapu kaydında alım-satım bedelinin 3.000 TL olarak gösterildiği, ancak hissedarlardan birinin şufa davası açtığı, mahkemece davanın kabul edildiği, davalının ise aradaki fark olan 2.000 TL’yi kendisine ödemediği gibi şufa davasına ilişkin ilamın icraya konulması nedeniyle de davacının 935 TL ödediği ileri sürülerek, 2.935 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, davalının hissesini 5.000 TL’ye sattığını kabul ettiği gerekçesiyle 2.000 TL alacak yönünden davanın kabulüne, mahkeme masrafı olarak talep edilen 935 TL yönünden ise reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 2.maddesi uyarınca, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Somut olayda davacının bilerek satım bedelini düşük gösterdiği ve taraflar arasında bedelde muvazaa olduğu açıktır. Ancak, kural olarak hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemez. Aksi halde kişi kendi hilesine dayanarak yarar sağlamış olur ki; böyle bir durum dürüstlük kurallarına aykırıdır. Kaldı ki, somut olayda davalının davacı aleyhine sebepsiz olarak zenginleştiği de söylenemez. Sebepsiz zenginleşmede bir tarafın mal varlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekmekte olup, davalı sadece sattığı taşınmaz hissesinin bedelini tahsil etmiştir.
O halde, yukarıdaki açıklamalar uyarınca davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü … olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.