Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/23228 E. 2011/5334 K. 04.04.2011 T.

Yayınlanma Tarihi: 24.01.2024 09:56


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/23228
KARAR NO : 2011/5334
KARAR TARİHİ : 04.04.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde 2008 yılı için 81.753 TL ve 2009 yılı için 327.869,89 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davacılara ait 171 parselin davalı idarenin (kamulaştırma yapmaksızın) set çekmek suretiyle sular altında kalması sonucu kullanılamadığı ileri sürülerek ıslah ile birlikte 2008 yılı için 81 753,20 TL; 2009 yılı için ise 327 869,89 TL ecrimisilin tahsili istenilmiş; mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda istemin kabulüyle alacağın yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde hüküm kurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, TMK.md.993-995 ve 8.3.1950 gün, 22/4 sayılı Y.İ.B. Kararında da kabul edildiği gibi ecrimisil; haksız fiil benzeri olup, üstün bir hakka dayanmadan başkasının taşınmazını işgal edip böylece "haksız karışma kazancı elde eden" şahsın iade etmekle yükümlü olduğu bir tazminat türüdür. Kötü niyetli kimsenin sorumluluğu ise, taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından böylece "haksız karışma kazancı elde etmesinden doğan" davacı zararları ve buna ilave olarak, elde ettiği ya da elde etmeyi ihmal eylediği semerelerden kaynaklanan tazminatla sınırlıdır.
Bu tür davalarda hakim, gerçek ecrimisil miktarını tayin ve tesbit edebilmek için resen hareket etmek zorundadır. Hukuki tavsif ise başlıbaşına hakime ait bir görevdir. ( HUMK.md.76; 4.6.1958 gün, 15/6 sayılı YİBK ).
Hükme esas alınan zirai ve teknik bilirkişi raporları ise, bu davada uyuşmazlığı çözecek nitelikte, somut ve bilimsel veriler içermemekte, Yargıtay denetimine elverişli bulunmamaktadır. Oysa bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HUMK.nun 281.maddesine göre; bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Somut olayda, bilirkişi raporunda Bulanık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/231-2009/9 sayılı dava dosyasında belirlenen esaslar çerçevesinde talep edilen 2008-2009 yılları Tarım İl Müdürlüğü verilerine göre ecrimisil belirlenmiştir. Dava konusu 171 parselin kadastro tespit tutanağında niteliği “çayır” olarak belirtilmiştir. Her ne kadar tapu kaydında tarla olarak gösterilmiş ve bilirkişi tarafından bu niteliğine göre ürün esası ve uygulanan münavebe planında 2008 yılı buğday ve 2009 yılı karpuz üretimi yapılacağı kabul edilerek dava konusu ecrimisil miktarı belirlenmiş ise de soyut belirlemelere dayalı olarak rapor tanzim edilmiştir.
Son olarak, davacı zararının (eski hale getirme bedelinin) idarece tazmin edilip ödeme yapıldığı savunulduğu halde bu savunma üzerinde durulup gerekli araştırma da yapılmamıştır. Başka bir ifade ile kesinleşmiş mahkeme ilamı gereğince dava konusu yerin eski hale getirme bedelinin (364 117,33 TL) tahsil edilip edilmediği araştırılmamış, eski hale getirme bedelinin tahsil edilmesi halinde takip eden yıllar için ecrimisil istenilip-istenilemeyeceği de kararda tartışılmamıştır.
Eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; dava tarihi itibariyle eski hale getirme bedelinin tahsil edilmemiş olması durumunda, dava konusu taşınmazın niteliği kesin olarak saptanarak sonucuna göre bu niteliği göz önünde bulundurularak yapılacak keşif sırasında dinlenecek mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile 2008-2009 yılları elde edilebilecek ürünlerin resmi verilere göre hesaplanacak net gelirine hükmetmekten ibarettir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.