YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2913
KARAR NO : 2010/5750
KARAR TARİHİ : 05.04.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde hakimin müdahalesiyle eski yönetici olan davalıda bulunduğu ileri sürülen site defter, kayıt, makbuz v.s. bütün bilgi ve belgelerin yeni yönetime teslimine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece karar ittihazına yer olmadığına hükmedilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacı … sitesi eski yöneticisi olan davalının tebliğ edilen ihtarnameye rağmen önceki döneme ait defter makbuz, protokol, gelir ve giderleri gösterir hesap pusulaları gibi bilgi ve belgeleri yeni yönetim kuruluna teslim etmediği ileri sürülerek tüm bu dökümanların yeni yönetime teslimiyle davalının KMK’nun 33.maddesi gereğince idari para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; davalı eski yöneticinin zimmetinde bulunan belge ve defterlerin iadesinin Cumhuriyet Başsavcılığına yapılacak şikayetle çözümlenmesi gereken bir husus olduğu gerekçesiyle karar ittihazına yer olmadığına hükmedilmiş, verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davada; birden çok parsel üzerinde kurulu olan site defter ve kayıtlarının eski yönetici uhdesinde olduğu ileri sürülerek teslimi talep edilmiştir.
Yerleşik Yargıtay kararlarına göre birden çok parsel üzerinde kurulu bulunan yapılarda kat mülkiyeti kurulmuş olsa bile ortak yönetimden kaynaklanan uyuşmazlıkların genel hükümler çerçevesinde ve uyuşmazlık konusunun miktarına göre görevli Sulh veya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılıp çözümlenmesi gerekir. Kat Mülkiyet Kanunu ancak tek parsel üzerindeki yapı veya yapılar bakımından uygulanabilir.
Somut olayda davanın konusu para ya da para ile ölçülebilen davalardan değildir. Bu durumda Asliye Mahkemesinin görevi asıl, Sulh Mahkemesinin görevi ise istisna niteliğinde olup, konusu para olmayan ya da para ile değerlendirilemeyen davalar ile yasanın açık bir biçimde Sulh Mahkemesini görevlendirmediği bütün davaların Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek, dava dilekçesinin görev yönünden reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.