Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/2960 E. 2010/11942 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2960
KARAR NO : 2010/11942
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ : KADİRLİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/11/2008
NUMARASI : 2006/474-2008/380

Dava dilekçesinde toplam 5.436.000.000 TL (5.436 TL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın usul kuralları nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacıların Hacı Yusuf Köksal mirasçıları oldukları, daha önceden açılan dava ile davalıların 375 nolu parsele müdahalelerinin men’ine karar verildiği ileri sürülerek, 1.812 TL ecrimisilin davalı İbrahim’den, 3.624 TL ecrimisilin ise diğer davalılardan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; dava dilekçesinde ismi ve imzası bulunan avukatın vekaletname ya da yetki belgesini ibraz edemediği, bu durumda davacılar yönünden taraf teşkilinin sağlanamadığı ve usul eksikliklerinin giderilemediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 67/1.maddesine göre “Vakaletnamesinin aslını veya örneğini vermeyen vekil dava açamaz ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar umulan hallerde mahkeme, vereceği kesin bir süre içinde vekaletnamesini getirmek şartıyla vekilin dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekaletname verilmez veya aynı süre içinde asil, yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmezse dava açılmamış sayılır ve yapılan işlemler hükümsüz kalır.”
Mahkemece; yukarıdaki hüküm gereğince davayı takip eden avukata yetki belgesi ya da vekaletnamesini sunmak üzere 20 günlük kesin mehil verilmiş, olmadığı takdirde davacılar veya ölmüşlerse mirasçılarının duruşmada hazır bulundurulmaları istenilmesine rağmen, avukatça yetki belgesi ya da vekaletname sunulmadığı gibi, davacılar da duruşmaya gelmedikleri gibi yapılan işlemleri kabul ettiklerine dair herhangi bir dilekçeyi kesin mehil içerisinde mahkemeye sunmamışlardır.
Bu durumda, HUMK’nun 67.maddesindeki yasal düzenleme uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 5.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.