YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3402
KARAR NO : 2010/5718
KARAR TARİHİ : 05.04.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde kira sözleşmesinden kaynaklanan zilyetliğin korunması ve muarazanın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, kira sözleşmesinin geçerli olduğu ve halen devam ettiği ileri sürülerek, zilyetliğin korunması ve muarazanın giderilmesi istenilmiş; mahkemece, kira sözleşmesinin sona erdiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
HUMK’nun 8/II.maddesine göre, değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli bulunduğu davalardan olarak; kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, aktin feshi yahut (kira) tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ile bunlara karşılık olarak açılan davaları, 8/II-3.maddesinde de taşınır ve taşınmaz mallarda salt zilyetliğin korunması ile ilgili davaları kabul etmiştir.
Somut olayda, kira sözleşmesinin varlığına dayalı olarak zilyetliğin korunması ile muarazanın giderilmesi istenmiş olup, bu tür davaların müddeabihin değerine göre görevli mahkemede bakılması gerekir. Uyuşmazlığa konu kiralananın 2009 yılı için belediye encümenince belirlenen ve ihaleye konu edilen yıllık kira tutarı 7.080 TL’yi geçmektedir. Buna göre davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Diğer taraftan HGK’nun 6.10.1993 gün 14423 E.-561 K.sayılı ilamında da vurgulandığı gibi, HUMK’nun 8/II-3.maddesinde yer alan “yalnız zilyetliğin korunması davaları” ile TMK’nun 982-984.maddelerinde düzenlenen zilyetliğin gasp ve tecavüzden doğan davalar amaçlanmıştır. Taşınmazın zilyetliği zorla elde edilmişse zilyetliğin gaspı sözkonusudur. Salt bu davalar için basit yargılama usulü uygulanacağı ve görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemeleri olduğu kabul edilmiştir(HUMK’8/II). Zilyetliğin korunması davası ile zilyet, zilyetliğinin hakka dayandığını ispat külfetine katlanmadan, sadece zilyetliğini ileri sürerek basit yargılama usulünün sağladığı kolaylıklardan yararlanabilecektir.
Ancak zilyet, zilyetliğinin dayandığı ayni yada şahsi bir hakkı ileri sürerek dava açtığı takdirde açılan bu dava zilyetliğin korunması davası olarak nitelendirilemez. Bu durumda da genel hükümlere göre dava olunan şeyin (hakkın) değeri dikkate alınarak görevli mahkeme belirlenmelidir.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan resen gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.