Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/4336 E. 2010/6582 K. 13.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4336
KARAR NO : 2010/6582
KARAR TARİHİ : 13.04.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde her bir davalıdan 9.535’er lira faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşım nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, izale_i şuyua konu taşınmazın üzerindeki davacıya ait bina ile satıldığı , bina bedeline ilişkin açılan davanın davacı lehine sonuçlandığı ancak, o davada alacağa faiz uygulanması yönünde talepte bulunulmaması nedeniyle sadece asıl alacağa hükmedildiği; şimdi, davalılardan tahsiline karar verilen alacak tutarlarına , satış tarihinden itibaren faiz uygulanmak suretiyle herbir davalıdan 9535’er TL faiz alınmasına karar verilmesi istenilmiş; mahkemece, feri nitelikteki faiz isteminin asıl alacağın bağlı bulunduğu zamanaşımına tabi olduğu, davadaki asıl alacağın ise sebepsiz zenginleşmeye dayalı bulunduğu böylece zamanaşımı savunması da gözetilerek 1 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açılan faiz isteminin reddi gerektiği yönünde hüküm kurulmuştur.
Kural olarak, mahkemece de doğru olarak tespit edildiği üzere; asıl alacağa bağlı faiz ve sair feri alacaklar asıl alacak zamanaşımına uğradığı takdirde faiz ve ferileri de zamanaşımına uğrar (BK.md.131.).
Aynı şekilde asıl borç tediye ve sair nedenlerle düştüğü takdirde (işlemiş faiz talep hakkı saklı tutulmamış veya halin icabından bu hakkın saklı tutulduğu anlaşılmamış ise) ferileride düşer (BK’md.113).
Yine yerleşik yargı uygulamasında ve öğretide asıl alacak için açılan davada davacı, ayrıca ve açıkça faiz istemeyi ihmal etmiş böylece sadece asıl alacağa hükmedilmiş olsa bile asıl alacaktan ayrı olarak faiz alacağı için bir dava açılabilir.
Bunlara ilaveten, temerrüt faizi hakkında zamanaşımı yününden yasada açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim sözleşmeden kaynaklanan faiz alacağında BK.nun 126. Maddesine göre 5 yıllık zamanaşımı öngörüldüğü halde, temerrüt faizinde böyle bir hüküm yer almamaktadır. Böyle olunca, temerrüt faizi hakkında BK.nun 125. maddesinde yer alan 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir.
Somut olayda da, asıl alacak sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir istem olup, bir yıllık ve herhalde on yıllık zamanaşımına tabidir. Ne var ki sebepsiz zenginleşme ye konu alacağa işlemiş faiz uygulanabilmesi için borçlunun asıl alacağa ilişkin davadan önce temerrüde düşürülmesi gerekir. Aksi takdirde dava tarihinde temerrüt olgusu gerçekleşmekle hükmedilecek alacağa dava tarihinden faiz uygulanması gerekecektir.
Kaldı ki, faiz alacağının asıl (sebepsiz zenginleşmeye dayalı) alacağa ait 1 ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu düşünülse bile, asıl alacak için açılan dava BK.nun 132. Maddesi uyarınca zamanaşımı keser . Asıl alacak hakkındaki bu sonuç , asıl alacağa bağlı feri nitelikteki faiz alacağı yönünden de aynı etkiyi gösterir. Bu durumda asıl alacak davası sonuçlandıktan sonra yeniden 1 yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağından bu süre içinde faiz alacağı yönünde açılan davaya bakılması gerekirken davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddi isabetli görülmemiştir.
Sonuç olarak, mahkeme tarafından hükmedilen asıl alacak henüz tahsil edilmediğine ve izale-i şuyu satış tarihinden işbu faiz alacağına ilişkin dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi de geçmediğine göre, zamanışımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.