Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/4352 E. 2010/5599 K. 01.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4352
KARAR NO : 2010/5599
KARAR TARİHİ : 01.04.2010

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafakanın kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı; davalı ile 2005 yılında boşandıklarını, kendisinin emekli olduğunu, bir kıraç tarlasının bulunduğunu, davalıya boşanma davası ile nafaka bağlandığını ve nafakanın 300,00 TL’ye artırıldığını, davalının oturduğu evin kendisi tarafından verilen ev olduğunu, davalının taşınmazlarının olduğunu, çalıştığını, maddi durumunun kendisinden çok daha iyi olduğunu, ödemekte olduğu nafakanın yüksek olduğunu belirterek, nafakanın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalının cevap vermediği, duruşmalara katılmadığı gibi kendisini vekille de temsil ettirmediği görülmüştür.
Mahkemece, bir yıl önce davacının nafakanın kaldırılması yönündeki davası mahkeme tarafından reddedilmiş ve aradan geçen süre içinde olağan üstü bir durum ve farklılaşma gerçekleşmemiş olmakla davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK nun 176. maddesine göre; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, kaldırma talebi, azaltma talebini de içermekte olup, bu durum nafakanın miktarını tayinde ve indirilmesinde etken olarak dikkate alınmalıdır.
Tarafların sosyo-ekonomik durumlarının araştırılması sonucu; davacının 600,00 TL emekli maaşı aldığı, banka kredisi ile ev aldığı ve evde eşi,oğlu,gelini ve torunları ile yaşadığı, bir miktar tarlasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalının ise, oğlu ile müşterek malik olduğu evde yalnız yaşadığı, 8 parça tarla ve bağının bulunduğu anlaşılmıştır.
Önceki davada ve bu davada tarafların ekonomik ve sosyal durumunun değişmediği belirtilerek dava reddedilmiş ise, davacının talebi üzerine davalıya ait taşınmazların tapu kayıtları getirtilmiş, ancak bu taşınmazların gelirleri hiç bir davada bilirkişi marifetiyle araştırılarak, yoksulluk ortadan kalkmasa bile azalıp azalmadığı, davalının yaşlılık nedeniyle maaş alıp almadığı, almıyor ise sebebi üzerinde durulmamıştır. Bu nedenle eksik araştırma ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.