Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/4377 E. 2010/8984 K. 18.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4377
KARAR NO : 2010/8984
KARAR TARİHİ : 18.05.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.513.85 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; … Köyü 650, 234, 1053, 1000, 1001 ve 659 parsellerdeki taşınmazların muris …’dan, davacı, davalı … ve dava dışı diğer hissedarlara intikal ettiğini, ancak murisin vefatından itibaren davalı … ve eşi olan davalı …’ın kendi hisseleri haricinde davacıya ait hisseleri de kullandıklarını belirterek 1999-2003 yılları için şimdilik 1.513.85 TL ecrimisilin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davalılardan …’nin sadece 234, 630 ve 1001 parselden bir kısım yerleri ekip biçtiğini, davalı …’ın kullanımının sözkonusu olmadığını, bu yerlerle ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/277 E sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davanın feragat nedeniyle reddedildiğini, ortada aynı yer ve yıllar için hüküm varken yeniden açılan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/277 E-2003/174 K. sayılı dosyasında, davacı ve dava dışı diğer hissedarlar tarafından davalı … ve diğer hissedarlara karşı men’i müdahale ve ecrimisil davası açıldığı, davanın feragat nedeniyle reddedildiği her ne kadar kesinleşmemiş de olsa, feragatın davayı sonlandıran taraf işlemlerinden olduğu ve kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı, davadaki taleplerin 2002/277 E sayılı dosyasıyla aynı dönemleri içerdiği, davalı … yönünden feragatle sonuçlanan davanın kesin hüküm niteliğinde olmayacağı, ancak davalı …’nin eşi olması nedeniyle dava konusu taşınmazları …’den ayrı kullanmasının hayatın olağan akışına uymadığı, daha önce aynı döneme ilişkin dava olduğu halde yeniden dava açılmasının hem kesin hüküm hem de TMK 2.maddesine aykırı olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/277-2003/174 sayılı dosyasında 2000-2001 ve 2002 yıllarına ilişkin ecrimisil talebinde bulunduğu, bu davada ise 1999-2000-2001-2002-2003 yılları için ecrimisil istenildiğine göre; 1999 ve 2003 yıllarına ilişkin davalı … yönünden kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Bundan ayrı olarak; yukarıda bahsi geçen Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında davalı … taraf olmadığına ve feragatin yalnızca feragat edilen kişi yönünden hüküm etmesi karşısında; davalılardan … hakkında, dava konusu taşınmazları talep edilen dönemlerde haksız işgali sözkonusu olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.