Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/4392 E. 2010/11584 K. 29.06.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 17:42
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4392
KARAR NO : 2010/11584
KARAR TARİHİ : 29.06.2010
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde davalıya nişan hediyesi olarak verilmiş olan gayrimenkulün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi, bu mümkün olmadığında taşınmazın bedelinin tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacı ve vekili gelmedi. Aleyhine temyiz olunan Davalı vek.Av. ... geldi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin, 2006 yılının Eylül ayında davalı ile tanıştığını, bir müddet birlikte yaşadıklarını, bu dönemde davalının ısrarlı isteği üzerine müvekkilinin kendi adına kayıtlı olan ve yıllardır içinde oturduğu daireyi davalı adına nişan hediyesi olarak devir ettiğini; davalının, daireyi devir aldıktan sonra müvekkilini 18.12.2007 tarihinde terk ettiğini, davalının kötüniyetli davrandığını iddia ederek; nişan hediyesi olarak verilen dairenin tapusunun iptali ile adına tesciline; bu mümkün olmadığında, fazlaya ilişkin hak saklı tutularak, şimdilik taşınmazın bedeli olarak 7.000 TL 'nin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; aynı konuda Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, mahkemece red kararı verildiğini, nişanlanma olgusunun temyiz aşamasında ileri sürüldüğünü; ancak, temyiz istemlerinin reddedilerek, kararın onanıp kesinleştiğini; bu nedenle aynı konuda kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; HUMK.nun 237. maddesi gereğince kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davacı ile davalı nişanlandıktan sonra imam nikahı kıyarak gayri resmi şekilde bir araya gelmişler ve uzun süre birlikte yaşamışlardır. O halde nişandan ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiil olarak nitelendirilip buna göre çözümlenmesi gerekir.
Bu durumda, davanın dayanağı haksız fiil olduğundan; uyuşmazlığa genel mahkemede (Asliye Hukuk Mahkemesinde) bakılması gerekmektedir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, res'en, gözetilmelidir. Mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmüş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.