Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/5359 E. 2010/7923 K. 04.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5359
KARAR NO : 2010/7923
KARAR TARİHİ : 04.05.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 2.650 TL.asıl alacağın 10.350 TL.faizi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın görev nedeni ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davacının davalılara verdiği hatır çekleri karşılığı 2.650 TL asıl ve 10.350 TL işlemiş faizi ile birlikte toplam 13.000 TL.nın tahsili talep edilmektedir.
Mahkemece, davada müddeabihin 13.000 TL olduğundan ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından davacının ödediği hatır çeki bedeli 2.650 TL.nın 10.350 TL faizi ile toplam 13.000 TL nın davalıdan tahsili talep edildiği, ancak dava dilekçesinde 2.650 TL asıl alacak miktarı üzerinden harcın ödendiği anlaşılmaktadır.
Kural olarak, (dava tarihi itibariyle) miktar veya değeri (müddeabihi) 7.080 TL yi geçmeyen davalar için Sulh Hukuk Mahkemesi, bu miktarı aşan davalarda ise Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Davada, uyuşmazlık faiz alacağının hukuksal niteliği, müddeabihe dahil olup olmadığı, dolayısı ile mahkemenin görevini belirlemede hesaba katılıp katılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
1086 sayılı HUMK.nun “Vazife” başlıklı 1.maddesinde “Mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Görev, dava olunan şeyin değerine göre belirtilmiş ise, görevli mahkemenin tesbitinde, davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere, aşağıdaki maddeler hükümleri uygulanır, faiz, icra tazminatı ve giderler, görevin tespitinde hesaba katılmaz” hükmü yer almaktadır.
Para borçlarında, borçlunun borcunu vadesinde ödememesi halinde borçlu tarafından ödemek zorunda bırakılan belirli bir oranda ve zaman içerisinde artarak çoğalan ilave paranın bir faiz olduğunda kuşku yoktur. O halde, HUMK.nun 1.maddesine göre adı ne olursa olsun ister gecikme cezası, ister faiz, bu kavram altında yer alan hiç bir yaptırımın görevin tespitinde hesaba katılmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.6.2004 tarih 2004/19-357 E, 2004/360 K. sayılı ve 7.2.2001 gün 2001/19-14 E, 2001/28 K.sayılı kararlarında da faizin görevin tespitinde hesaba katılmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda davaya konu edilen 10.350 TL.faiz alacağının müddeabihe dahil olmaması nedeniyle mahkemece, 2.650 TL (asıl alacak) yönünden davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.