Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/5361 E. 2010/7918 K. 04.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5361
KARAR NO : 2010/7918
KARAR TARİHİ : 04.05.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 5.000 lira alacak için itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalı arasında noterde düzenlenen 04.05.1981 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi sözleşmesi gereğince davacıya devir ve temlik edilen taşınmaz ile ilgili olarak davacının davalıya 50.000 Tl (0,50 TL) ödediğini, taşınmazın tapusunun verileceği taahhüt edilmesine rağmen davalı tarafından 3.kişiye satıldığını belirterek taşınmaz değeri 5.000 TL’nin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, tapuda kayıtlı gayrimenkullerin tapu dışı satışının devir ve temlikinin mümkün olmadığını, 04.05.1981 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığını ve davada zamanaşımı bulunduğunu beyan etmiş, ayrıca noter senedinde yazılı olan miktarı davacıya ödemeye hazır olduklarını belirtmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline, takibin 04.05.1981 tarihindeki yürürlükteki para birimine göre 50.000 TL (0.50 TL) üzerinden devamına karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında … 1.Noterliğinde 04.05.1981 tarihinde düzenlenen Gayrimenkul Devir-Temlik sözleşmesi gereğince; davalı …’nin babasından miras yolu ile kalan ve rızai taksimle kendisine düşen 200 m2 taşınmazı 50.000 TL bedel mukabilinde davacı …’e devir ve temlik ettiğini, bedelinin nakten alındığını beyan etmiş ve ileride tapusunu verme taahhüdünde bulunmuştur.
Dava konusu 04.05.1981 tarihli sözleşme; noterde, biçim kurallarına uygun düzenlenmiş, karşılıklı edimler içeren ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olduğuna göre BK.nun 96.maddesi gereğince borcunu hiç ya da gereği gibi ifa etmemiş olan borçlu kusursuzluğunu ispat edemediği taktirde alacaklının bu yüzden uğradığı zararları tazminle yükümlüdür.
Davada, davacının 04.05.1981 tarihli sözleşme gereğince davalıya 50.000 TL ödemesine rağmen, dava konusu taşınmazın 13.02.2009 tarihinde dava dışı 3. kişiye satılması nedeniyle uğranılan zarar bedeli (taşınmazın değeri) 5.000 TL’nin tahsili talep edilmektedir.
Bu nedenle mahkemece; davacının uğradığı zarar bedeli araştırılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken HUMK’nun 74. maddesi gereğince “talepden başka şeye karar verilemez” ilkesine aykırı olacak şekilde 04.05.1981 tarihindeki para birimine göre 50.000 TL yönünden itirazın iptaline hükmedilmesi doğru değildir.
Ancak, HUMK’nun 388/son ve 389 maddelerine göre kararda, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ve infazda güçlük ve tereddütlerin bulunmaması gerekir. Mahkemece, hem icra takip dosyasında talep edilen 5.000 TL yönünden itirazın iptaline hem de takibin 04.05.1981 tarihindeki yürürlükteki para birimine göre 50.000 TL üzerinden devamına ilişkin kurulan hüküm, yukarıda açıklanan hususular yönünden doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.