YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5604
KARAR NO : 2010/8132
KARAR TARİHİ : 06.05.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde suya müdahalenin önlenmesi, olmadığı taktirde 7000 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davacıya ait taşınmazda bulunan ve yıllardır kullandığı kaynak suyunun, davalının kendi taşınmazına açtığı kuyu nedeniyle kuruduğu belirtilerek müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi, olmazsa 7.000 TL tazminatın tahsili talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, davacının kaynağındaki kurumanın davalının açtığı sondaj nedeniyle olup olmadığı yönünde tanık beyanlarında kesin ve açıklayıcı bilgi bulunmadığı, kuyunun kapatılması halinde kaynağın eski hale dönüp dönmeyeceği hususunda değişik tarihlerde yapılan incelemelere rağmen bilimsel bir kesinliğe ulaşılamadığı, bu nedenle aynı havzada bulunma öngörüsü ile muhtemel bir etkiden bahsedelirek hüküm kurulamayacağı, kurumaya ilişkin etki belirlenemediğinden davacının diğer taleplerinin de değerlendirilmediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.
Dosyada mevcut her iki bilirkişi raporunda da; aynı beslenme havzasında olması nedeniyle kuyunun kaynak suyunu etkilemiş olabileceği bildirilmiş, son raporda ayrıca kesin olarak etkilenme hususunun pompaj testiyle belirlenebileceği, ancak keşif tarihinde kaynağın kuru olması nedeniyle bu testin yapılamadığı, davalının suyunun kapatılması halinde davacının kaynağının yeniden akışa geçip geçmeyeceği hususunda ise, yer altı suyunun alındığı ana kayadaki çatlakların sondaj kuyusu açılmadan önceki ve sonraki durum değişikliği bilinmediğinden bu konuda görüş bildirilemeyeceği açıklanmıştır.
Mahkemece yapılan keşiflerde yeterli uygulamaya dayanmayan bilirkişi raporu hükme esas alınamaz.
Bilirkişiler, aynı beslenme havzasında olması nedeniyle kuyunun kaynak suyunu etkilemiş olabileceğini belirtmişlerdir. Bu durumda davalının suyu kapatılarak gerçekten etkileşim olup olmadığı uygulamalı olarak yapılacak çalışma sonucunda gözlem yapılarak gerçekleşek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalının kuyusu kapatılmadan soyut ifadelerle görüş bildirilerek hazırlanan bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.05. 2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.