Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/5958 E. 2010/11593 K. 29.06.2010 T.

Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 17:44


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5958
KARAR NO : 2010/11593
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 68.413,65 TL (ecrimisil) tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacılar vek.Av.... geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalı ve vekili gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili dilekçesi ile; davalı şirketin, davacılardan ...'den dava konusu taşınmazı (15 dönümlük araziyi) harici senetle (1997 tarihinde) satın aldığını ileri sürerek, tescil davası açtığını; açılan bu davaya, davacılar Hatun ve ...'inde müdahil olarak katılıp, taşınmazın atalarından irsen intikal ettiğini ve iştirak halinde bulunduğunu iddia ettiklerini; mahkemece, bu iddia kabul edilerek; iştirak halinde olan yerin mirasçıların tümünün muvafakatı alınmadan satışının geçersiz olduğunu ifade edip davayı red ettiğini, kararın kesinleştiğini; müvekkilleri davacıların 1997 yılı Eylül ayında itibaren bu yeri kullanamamaları nedeniyle uğradıkları zarar (haksız işgal bedeli) olarak 68.413,65 TL'nin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin harici senetle taşınmazı satın aldığını, dolayısıyla iyiniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; "Davacılardan ...'in dava konusu yeri haricen davalıya sattığı tartışmasızdır. Bir kısım tanıklar, otlağın kullanımı için söz sahibi ...'den izin aldıklarını söylemişlerdir. Bu açıklamalar ışığında ... dışındaki davacıların harici satıştan haberlerinin olmadığı, hayatın olağan akışına uygun düşmediğinden; davalının kullanım süresinin uzunluğu ve bu süre de herhangi bir müdahalenin olmaması da dikkate alındığında; davalının dava tarihine kadar iyiniyetli olarak dava konusu taşınmazı kullandığı kanaatine varılmıştır, gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacılardan ... tarafından, davalı şirkete satılan (15 dönüm miktarındaki) arazinin; davalı tarafından kullanımının tüm davacılar yönünden iyiniyetli kullanım sayılıp sayılamayacağı noktasındadır.
Dava konusu taşınmazın; davacılara, atalarından irsen intikal ettiği ve iştirak halinde bulunduğu hususu; taraflar arasında görülüp sonuçlanan tescil davasında saptanmıştır. İştirak halinde olduğu için, mirasçılardan birinin tek başına diğer mirasçıların muvafakatını almadan yaptığı satışın da geçersiz olduğu vurgulanmıştır.
O halde, kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen, mahkemece; tanık beyanlarına dayanılarak ve yanlış yorumla davacı ...'in yaptığı satıştan diğer davacıların da haberdar olduğu kanaatine ulaşılması ve davalı şirketin kullanımının tüm davacılar yönünden iyiniyete dayandığı belirtilerek, davanın reddine dair hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; satışa konu (15 dönümlük) taşınmazın, zeminde keşif yapılarak yerinin tesbiti ile; uzman bilirkişiler aracılığıyla, davacıların yararlanma biçimi de gözetilerek davacı ...'in hissesi yönünden davalının iyiniyetli olduğu, ancak; diğer davacılar bakımından önceki tescil davasında müdahil oldukları tarih itibariyle davalının kullanımının kötüniyete dayandığı dikkate alınarak; davacılar Sultan ve ...'in hisselerine düşen ecrimisil miktarını belirlemek ve hüküm altına almaktan ibaret olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacılar vekili için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 750 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine
ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.