Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/60 E. 2010/983 K. 28.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/60
KARAR NO : 2010/983
KARAR TARİHİ : 28.01.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde tapu kayıtlarının ve zeminde hangi köyde, hangi ada ve parsel … taşınmazlara ait olduğunun tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davacı adına tapu sicilinin 9.2.1961 tarih ve 7 ile 10 sırasında kayıtlı bulunan tapu kayıtlarının … Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında uygulanmadığından bahisle, tapu kayıtlarının zeminde hangi köyde, hangi ada ve parsel … taşınmazlara ait olduğunun tesbit edilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescil davası açabileceği, tapu kayıtlarının hangi köy ve hangi taşınmazlara ait olduğunun tesbitinde hukuki yarar olduğu kabul edilse bile; dayanılan iki tapu kaydının da köy itibariyle belirtilen parsele uymadığı, ayrıca her yerde bulunabilecek doğal sınırlar ile de mevki itibariyle uymaz iddiasının ispatlanamayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak; Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi asıl, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi ise istisna niteliğinde olup, konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen davalar ile yasanın açık bir biçimde Sulh Hukuk Mahkemesini görevlendirmediği bütün davalar Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Sulh mahkemesince (değer gözetilmeksizin) bakabilecek tesbit davası kira tesbitine ilişkin olup, bunun dışındaki tesbit istemlerinde Sulh Hukuk Mahkemesi görevli değildir (HUMK 8/1).
Mahkemeler arası görev ilişkisi kamu düzenine ilişkin olduğundan dava sonuçlanıncaya değin hakimce re’sen dikkate alınmalıdır.
Somut olayda uyuşmazlık, tapu kayıtlarının zeminde hangi köyde, hangi ada ve parsel … taşınmazlara ait olduğunun tesbitine lişkin olup, nitelik itibariyle davanın konusu para yada para ile değerlendirilebilen bir husus değildir.
Mahkemece, bu yön gözönünde bulundurularak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.1.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.