YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6497
KARAR NO : 2010/7980
KARAR TARİHİ : 04.05.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.000,00 TL için takibe yapılan itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatı istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili davacının kızı ile davalının kardeşinin evli olduğunu (tarafların akraba olduğunu), davacının davalıya borç olarak 6.6.2006 tarihinde ve 9.6.2006 tarihinde (iki adet banka dekontu ile) toplam: 4.029,40 TL para gönderdiğini; davalının uyarılara rağmen borcunu ödemediğini idida ederek; icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, yetki itirazında bulunmuş; esasa ilişkin olarak da, gönderilen havalenin bir borç veya ikrarına alacak kaydedilmesine havi bir belge olmadığından davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “Kural olarak herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Davacı, davalıya banka yoluyla gönderdiği 4.000,00 TL’yi borç olarak verdiğini iddia etmiş ve bu konuda banka dekontlarına dayanmıştır. Davalı, paranın davacı tarafından gönderildiğini kabul etmesine rağmen ödünç para alma ilişkisini red etmiş, ancak bu paranın hangi amaçla kendisine gönderildiğini ispatlayamamıştır. İspat yükü kendisine düşmektedir. Bu nedenlerle açılan davanın kabulü gerekir, gerekçesiyle” davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davacı; davalı ile akraba olduklarından, banka havalesi ile borç para gönderdiğini; davalının, aldığı parayı geri ödememesi üzerine icra takibi yaptığını, takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış, davalı ise hesabına yatan paranın borç vermeye ilişkin olduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ödünç aktinden kaynaklanmakta olup, ödünç verdiğini davacının yasal delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Banka dekontunda paranın ödünç olarak yatırıldığına dair bir açıklama yoktur. Banka dekontunda paranın gönderiliş nedeni ile ilgili bir açıklamanın bulunmadığı hallerde, paranın mevcut bir borcun ödenmesi için gönderildiğinin kabulü gerekir. Uyuşmazlık, miktar itibarı ile tanıkla ispat sınırının da dışındadır. O halde, mahkemece; davacının davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.