Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/6693 E. 2010/12102 K. 06.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6693
KARAR NO : 2010/12102
KARAR TARİHİ : 06.07.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının başka bir kadınla birlikte yaşamak için müşterek evi terk ettiğini, davacının nafakaya ihtiyacını olduğunu belirterek 500 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, maaşından başka geliri olmadığını, davacıya 1/2 ev ve yazlık bıraktığını, davacının ekonomik sıkıntısının olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece; davacının ayrı yaşamakla haklı olmasına rağmen davacının adına kayıtlı bulunan yazlığını 45.000-50.000 TL’ye satması nedeniyle ekonomik sıkıntısı olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından ve tanıkların ifadelerinden davalının başka kadınla yaşamak için ayrı yaşadıkları ve davacı kadının bu nedenle ayrı yaşamakta haklı olduğu anlaşılmaktadır.
TMK.nun 195. maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Aynı yasanın 197. maddesine göre de; eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanması halinde tedbir nafakası ile eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katkıda bulunmaları gerekir (TMK. Md.186 /son).
Ayrı yaşamada haklı olan davacı eşin ekonomik durumunun daha iyi olması davalı (koca) yı tedbir nafakası yükümlülüğünden kurtarmaz. Ancak, hükmedilecek nafakanın miktarını tayinde bu husus dikkate alınmalıdır. Davada davacı kadının ev hanımı bulunduğu, davalının ise Almanya’dan emekli olup 930 TL maaş aldığı tespit edilmiştir.
Bu durumda mahkemece; davacı kadının geçimi için gerekli ve davalının geliri ile orantılı olacak şekilde TMk.nun 4. md. gereğince “hakkaniyet” ilkesi dikkate alınarak uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.