YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6818
KARAR NO : 2010/12036
KARAR TARİHİ : 05.07.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.290 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davacının 0011824 nolu tarımsal sulama abonesi olduğunu, davalı kurumca kaçak elektrik kullandığından bahisle 04.11.2003 tarihli fatura ile 14.417,98 TL’lik borç bildirildiğini, bu fatura nedeniyle Araban Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan menfi tesbit davası sonucunda davacının 620,12 TL borçlu bulunduğunun tespit edildiğini, ancak yargılama sürerken 22.07.2005 tarihinde davacının sözkonusu fatura bedelinin tamamını faiziyle birlikte 18.708,16 TL olarak ödemesi nedeniyle davalı kurumun sebepsiz zenginleştiğini, bu ödemenin iadesi için daha önce Gaziantep Ticaret Mahkemesinde açılan kısmi davanın kabul edildiğini ileri sürerek; talep ve dava hakkı saklı tutulan 4.290 TL nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı kurumun borcunun bulunmadığını, Gaziantep Ticaret Mahkemesinde görülen davanın ise kesinleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 4.290 TL nin menfi tesbit kararının kesinleştiği 08.07.2008 tarihinden itibaren yıllık % 25 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda hesaplanacak reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm; taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı vekili, HUMK’ nun 433. maddesi uyarınca katılma yolu ile kararı temyiz etmiş ise de, davacı vekiline davalı tarafın temyiz dilekçesi 11.02.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Katılma yolu ile temyiz dilekçesi 12.05.2010 tarihinde verilmiş bulunduğundan anılan maddedeki 10 günlük yasal temyiz süresi aşılmış olmakla, davacı tarafın temyiz isteminin REDDİNE,
2-Davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Celbedilen dava dosyalarından, davalı idarece tanzim edilen fatura nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti için davacı tarafından Araban Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava neticesinde davacının anılan fatura nedeniyle 620,12 TL borçlu olup, 13.797,86 TL borçlu bulunmadığının tespitine karar verildiği, kararın derecaattan geçerek kesinleştiği, bu dava sürerken kaçak elektrik kullanımına ilişkin olarak tanzim edilen fatura bedelinin tamamın faiziyle birlikte 18.708,16 TL olarak davacı tarafça ödendiği, menfi tesbit davasında verilen kararının kesinleşmesinden sonra, davacının Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı davasında fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması suretiyle şimdilik 13.797 TL nin tahsiline karar verilmesini istediği, açılan bu davanın kabulüne karar verildiği ve temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dava, daha önce taraflar arasında görülüp karara bağlanan kısmi davada saklı tutulan fazlaya ilişkin haklar nedeniyle açılan ek dava niteliğindedir.
Davacı taraf, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle tahakkuk ettirilen fatura bedelinin tamamını işlemiş faiziyle birlikte davalı idareye ödemiştir. Ek dava ile yapılan bu ödemeden; davacının borçlu olduğu tespit edilen tutar ile kısmi davada hüküm altına alınan alacak miktarının mahsup edilerek geriye kalan 4.290 TL nin tahsilini talep etmektedir. Ancak, yapılan ödeme içerisinde davacının borçlu olduğu tespit edilen tutar ile bu tutarın işlemiş faizi de yer almaktadır. Bu durumda, alacak miktarının tesbiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması zorundur. Ne var ki, ne kısmi davada, nede ek davada bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
O halde mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılarak hâsıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, davacı tacir olmadığı gibi alacağın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı da tartışmasızdır. Bu olgu dikkate alındığında, davacının alacağına ticari temerrüt (reeskont) faizi uygulanmasını isteme hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda, hüküm altına alınan alacağa yasal faiz uygulanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ticari temerrüt (reeskont) faizinin uygulanması usul ve yasaya uygun değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.