Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/6819 E. 2010/8347 K. 10.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6819
KARAR NO : 2010/8347
KARAR TARİHİ : 10.05.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydı ile cezai şarttan doğan 4.000 TL alacağın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; taraflarca imzalanan tütün alım sözleşmesi hükümlerine göre 1.500 kg ege tütünü üretip satmayı taahhüt eden davalının, bu ürünleri ekip üretmesine rağmen davacı şirkete teslim etmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 4.000 TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 1.500 kg tütünü üretip satmak üzere davacı şirket ile anlaştığını, 51 karton tütün hazırlamasına rağmen davacı şirket eksperinin sadece 10 karton tütünü aldığını, geriye kalan tütünü ise kötü olduğunu belirterek almadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, cezai şart miktarını 5.298,75 TL olarak belirleyen bilirkişi raporu sözleşme ve dosya kapsamına uygun bulunmuş, taleple bağlı kalınarak ve tarafların sıfatına göre cezai şart miktarından indirim yapılmayarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davada dayanılan ve taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 12.02.2008 tarihli sözleşmenin 7/e maddesinde“Satıcı, tütünleri teslim etmekten hiçbir şekilde kaçınamaz. 5 inci maddenin (B) fıkrasında belirtilen sürenin sonuna kadar tütünlerin teslim veya tesellüm edilmemesi halinde taahhüdün yerine getirilmesini isteyen taraf, karşı tarafı yazılı olarak uyarır. Yazılı uyarıdan sonra bir hafta içerisinde taahhütlerini yerine getirmeyenler karşı tarafa, sözleşmede yer alan üretim miktarının % 10 eksiği dışında kalan, yerine getirilmemiş taahhüt miktarı ile en yüksek nevi fiyat çarpımının % 50 si tutarında cezai şart ödemeyi peşinen kabul eder.” sözleri yazılı olup, sözleşmenin özel hükümler bölümünün 1. maddesinde benzer sözler tekrar edilmiştir. Sözleşmenin bu hükümlerine göre; davalı, teslim etmediği tütün miktarının % 90’ı üzerinden hesaplanacak cezai şartı ödemekle yükümlüdür.
Davada, davalı sözleşmeden kaynaklanan edimini kısmen ifa ettiğini savunmaktadır. Bu hususta, davacı şirketin eksperi tarafından düzenlendiği ileri sürülen çeki belgesi davalı tarafından delil olarak dosyaya sunulmuştur. Ancak, dosyada bulunan delil fotokopi olup okunaklı değildir.
O halde mahkemece, anılan delilin usulünce toplanması, diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi ve bu değerlendirmenin ortaya koyacağı sonuç çerçevesinde cezai şart miktarının belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, BK. nunun 161/son maddesi hükmünce hâkim, fahiş gördüğü cezaları indirmekle görevlidir. Burada kararlaştırılan ceza koşulunun aşırı olup olmadığını belirlemede başvurulması gereken kıstaslar önemlidir. Gerçekte de, ceza koşulunun taraflar arasındaki ilişkiye uygun düşmeyecek şekilde yüksek tutulması ve açıkça hakkaniyet ve nesafete aykırı bulunması durumunda aşırılığın varlığı kabul edilmelidir. Böyle bir sonuca kavuşabilmek için alacaklının asıl edimin yerine getirilmesindeki çıkarı ile, ceza koşulu olarak saptanan miktar arasındaki oranın ve borçlunun borca aykırı davranmasındaki kusur derecesinin ve de borçlunun ekonomik durumunun gözönünde tutulması gerekir. Öte yandan alacaklının yararlarının hesabında, borçlunun ifa etmeme yüzünden sağlayacağı kazançlarda gözardı edilmemelidir. Aşırılığın belirlenmesinde, ceza koşulunun borcun yerine getirilmesi için borçlu üzerinde manevi bir baskı yaptığı da gözetilmeli, böyle bir baskının ortadan kalkmasına yol açacak şekilde indirimden de kaçınmalıdır. Mahkemece bu hususlar (ve davalının çiftçi olduğu) gözetilmeksizin yazılı şekilde cezai şartın tamamına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.