Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/6822 E. 2010/11453 K. 28.06.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 17:28
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6822
KARAR NO : 2010/11453
KARAR TARİHİ : 28.06.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.701,58 TL alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davalı kurumun, Atatürk Kapalı Spor Salonunda kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, konu ile ilgili olarak tanzim edilen tutanakların davalı kurumun yetkilileri tarafından da imzalandığını, ancak kaçak elektrik kullanımından ... alacağın tahsili için başlatılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek; itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, yargılama aşamasında davalı tarafça yapılan ödemenin icra müdürlüğünce infazda değerlendirilmesine karar verilmiş, hüküm; taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın tüm, davalı tarafın ise sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Somut olayda; davalı tarafça, yargılama devam ederken takibe konu edilen alacağın davacı tarafa ödendiği sabittir.
HUMK. nun 188. maddesinde, “Hâkimin re’sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar” deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir. Bu noktada, dava hakkının bir anlamda dava şartı olduğu da dikkate alınmalıdır. Dava hakkının varlığı ya da düşmüş bulunmasının incelenmesi, doğrudan hâkime verilmiş ödevlerdendir. Bu nedenle önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının tamam olup olmadığını Yargıtay kendiliğinden gözetebilir.
Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, yargılama aşamasında dava konusu borcu sona erdiren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla yargılama aşaması henüz tamamlanmamış olduğundan borcu itfa eden belge değerlendirilmeye alınmalıdır. (HGK. 26.10.2005 tarih 2005/9–546 E. 2005/611 K.).
O halde, mahkemece; davalının yargılama aşamasında sunduğu ödemeye ilişkin belge incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bu görevin infaz mercii olan icra müdürlüğüne yüklenilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 28.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.