Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/6855 E. 2010/8202 K. 06.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6855
KARAR NO : 2010/8202
KARAR TARİHİ : 06.05.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 3645 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili, buna ilişkin davalı kurumca ilaç bedelinin ödenmemesi yönündeki işlemin iptali ile kurumun alacaklı bulunmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, sigortalı 3. şahsa verilen ilaç bedelinin davalı kurumdan tahsili ile, bu ödemenin yapılmaması yönündeki işlemin iptali ve idarenin alacaklı bulunmadığı hususunun tespiti istenilmiş; mahkemece, protokol ve buna bağlı sağlık uygulama tebliğine aykırı reçeteye dayalı olarak sigortalıya verilen ilaç bedelinin ödenmesinin istenemeyeceği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece de doğru olarak tespit edilen tebliğe aykırılık sözkonusu ise de, uyuşmazlığa konu ilacı alan sigortalının, 18.12.2008 günlü … … Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunun 10996 sayılı (kurul) raporuna göre “metastik meme CA” teşhisi ile tedavi amaçlı ilaç kullanmasının uygun olduğu rapor edilmiş, 28.01.2009 tarihli “Radyasyon Onkoloji” uzmanı tarafından düzenlenen reçeteyle de kanser tedavisinde kullanılması gerekli bulunan “Herceptin” adlı ilaç hastaya reçete edilmiştir. Böylece yaşamsal bir önemde olup tedavi için gerekli bulunan ilacın, salt “tıbbi onkoloji uzmanı” tarafından reçete edilmemesi ve yine onkoloji dalında uzman olan “radyasyon onkoloji uzmanı”nın bu ilacı hastasına veremeyeceğinin kabulü bilimsel olmadığı gibi, esasen kurul raporuyla kullanılması kabul edilen ve internetten alınan provizyonda “rapor ve ilgili uzman hekim” gerekliliğine işaretle uzman hekimin mutlaka tıbbi onkoloji uzmanı olması yönünde bir bilgiye yer verilmeyen ilaç yönünden bedelinin kurumca ödenemeyeceğinin kabulü isabetli görülmemiştir.
Kaldı ki davalı kuruma ait devlet hastanesinde görev yapan radyasyon onkoloji uzmanının, kendisinin yetkili olup olmadığını öncelikle gözetip reçete düzenlemesi gerekirken, bu gerekliliğe uymayan personelin eylem ve işleminin olumsuz sonucunu tümüyle ilacı temin eden eczacıya yükletmek hakkaniyete uygun olmadığı gibi, davacı eczacının haksız ve sebepsiz bir zenginleşmesi de sözkonusu olmayıp, aksine bedelini alamadığı ilaç nedeniyle malvarlığında azalma olmuştur. Mahkemece, somut olayın özelliği, durumun hayati önemdeki bir ilacın kullanılmasına yönelik olması ve davacının satıp teslim ettiği bir ilacın parasını istemedeki haklılığı değerlendirilip hakkaniyet ilkesi gereğince davanın kabulüne karar vermesi gerekirken talebin reddine karar vermesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.