Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/7829 E. 2010/15359 K. 28.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7829
KARAR NO : 2010/15359
KARAR TARİHİ : 28.09.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili ve ihbar olunan tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davalı vek.Av. … geldi. Aleyhine temyiz olunan Davacı Hazine vek.Av. … ile ihbar olunan … geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı (…) vekili, dava dilekçesinde; mirasbırakanın, mirasçısı bulunmadığından mirasın hazineye kaldığını; 08.06.2006 tarihinde vefat eden mirasbırakanın, düzenlediği 28.12.1999 tarihli vasiyetnamesi ile davalı …’ı atanmış mirasçı tayin ettiğini; ancak, vasiyetnamenin usulüne uygun düzenlenmediğini; zira, şahitlerin beyanlarında eksiklik bulunduğunu, bu nedenle şekil yönünden geçersiz olduğunu iddia ederek; vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamede şekil eksikliğinin olmadığını, miras bırakanın gerçek iradesine uygun noterlikçe düzenlenmiş bir vasiyetname bulunduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “… vasiyetçi … …ın son arzularını içeren 28.12.1999 tarihli resmi vasiyetnamede şahit beyanlarına ilişkin kısımda; tanıkların vasiyetçinin kimlik ve kişiliğine ve vasiyetnamenin vasiyetçinin isteklerine uygun olarak yazıldığına tanıklık ettiklerini, ancak vasiyetçiyi tasarrufa ehil gördüklerine dair bir açıklamaları olmadığı, tanıkların vasiyetçiyi tasarrufa ehil gördüklerinin şerhte yazılmamış olmasının vasiyetnamenin iptalini gerektiren bir şekil eksikliği niteliğinde olduğu, gerekçesiyle” davanın kabulü ile vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekili ve ihbar olunan tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava konusu 28.12.1999 tarihli vasiyetnamede “… verilen bu takriri ben yeminli noter istek gibi bir asıl üç nüsha olarak tanzim ettim. İlgiliye ve tanıklara ayrı ayrı verdim okudular, ilgiliye ve tanıklara hukuki kelimelerini izah ettim. İlgili tanıklar huzurunda gerçek arzularına uygun olarak yazıldığını beyan etti. Tanıklarda ilgilinin kimlik, kişilik ve beyanına tanıklık ettiklerini bildirmeleri üzerine altını hep birlikte imzaladık. mühürledim.” ifadelerinin yer aldığı görülmüştür.
Ölüme bağlı tasarrufların ne şekilde düzenleneceği TMK.nun 531 ve devamı maddelerinde hükme bağlanmıştır. Kanunun 534.maddesinde; “Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder.
Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.
Vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir.” hükmüne yer verilmiştir.
TMK’nun 534.maddesindeki öngörülen ilkeler geçerlilik şartıdır. Bunlardan birinin eksikliği vasiyetnameyi geçersiz kılar. bununla birlikte, vasiyetnamenin yorumunda murisin iradesini ayakta tutatacak bir yol izlenmelidir. Vasiyetin mümkün olduğu kadar ayakta tutulması aynı zamanda vasiyetçinin iradesine duyulan saygının da açık bir ifadesi olacaktır.
TMK’nun 1.maddesi, “Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır” hükmünü içermektedir.
Dava konusu olayda uyuşmazlık; vasiyetname düzenlenirken tanıklara ilişkin kanun metninde geçen “mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini” ifadesinin söz olarak aynen yazılmamış olmasının şekil eksikliği olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği hususundadır.
Vasiyetname bütün olarak incelendiğinde; mirasbırakanın, kanunen bu işlemi yapma yeteneğinin bulunduğu noter tarafından ifade edilmiş; ayrıca, T.C. Sağlık Bakanlığı Taksim Hastanesinin 28.12.1999 tarih ve … nolu kurul raporunu da ibraz ettiği vasiyetnameye dercedilmiştir. Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra da “Noter tarafından vasiyetçinin isteklerine uygun olarak yazıldığına ve okunup anlatıldığına ve ilgilinin kimlik, kişilik ve beyanını tanıklık ederiz” ifadesinin yazılıp tanıklarca imza edildiğine yer verildiği anlaşılmıştır.
Tanıkların beyanlarında geçen “Kişilik” kavramının irdelenmesinde fayda mülahaza edilmiştir. TMK’nun Birinci Kitabı “Kişiler Hukuku” nu oluşturmaktadır. Birinci bölümü ise “Kişilik” başlığını taşımaktadır. “Kişilik” başlığını taşıyan birinci ayrımda kişilere tanınan hak ve fiil ehliyetleri, hısımlık, yerleşim yeri, kişiliğin korunması, kişiliğin başlangıcı ve sonu gibi konular düzenlenmiştir. Kanunun 8.maddesi hak ehliyetini, 9 ve devamı maddeleri ise fiil ehliyetini düzenlemektedir. Kişiliğin Korunması başlığı altında yer alan 23.maddesinde de “Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez” hükmüne yer verilmiş bulunmaktadır.
Bu durumda, vasiyetnamede geçen “Kişilik” kavramının aynı zamanda “534.maddede geçen; mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini” ifadesini de kapsadığını(geniş manada bu ifadeyi de içerdiğini) kabul etmek gerekmektedir. Aksi taktirde, sadece sözle yetinmek, kanunun özünü unutmak anlamına gelir ki, bu durum mirasbırakanın gerçek iradesinin ayakta tutulması ilkesiyle de bağdaşmaz.
Mahkemece, vasiyetname bir bütün olarak değerlendirilip, tanıklarla ilgili beyan edilen ifadenin özü itibariyle kanunun aradığı şekil şartlarına uygun olduğu düşünülmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 750 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.