YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8095
KARAR NO : 2010/9234
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ve davalının 05.06.2003 tarihinde boşandıklarını, aynı tarihli boşanma protokolu gereğince davalı kadına her ay 400 dolar yoksulluk nafakası ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının Fransızca öğretmeni olup, babasından miras kaldığını, davacının ise işlerinin bozulduğunu belirterek 400 dolar yoksulluk nafakasının kaldırılmasını veya indirilmesini, bu olmadığı takdirde 100 TL olarak tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacı ile davalının anlaşarak boşandığını, davacının kendi isteği ile davalıya 400 dolar nafaka vermeyi kabul ettiğini, davacının 7 katlı işyerinin bulunduğunu, lüks hayat yaşadığını beyan etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile nafakanın 250 TL’ye indirilmesine karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında görülen Şişli 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/700-895 sayılı boşanma davasında, 05.06.2003 tarihli protokol gereğince davacının davalı kadına boşanma tarihinden itibaren aylık 400 Amerikan doları nafaka ödeyeceği kararlaştırılmış ve hüküm kesinleşmiştir.
Tarafların yaptıkları protokol, hukuki niteliği itibariyle Türk Medeni Kanunun hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabidir.Böylece kanunun, emredici nitelikte kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı saymadığı hususlarda taraflar serbest iradeleriyle sözleşme yapabileceklerdir (BK. Md.19). Aynı zamanda sözleşenler ifanın her yıl ne miktarda ve ne şekilde bir artışla yapılacağını da kararlaştırabilirler. Nitekim taraflar arasında yapılan protokol ile ödenecek nafaka miktarı kararlaştırılmış ve bu anlaşma boşanma davasında mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun bulunmuş verilen karar kesinleşmiştir.
TMK’nun 175.maddesinde “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir” hükmü; 176/4.maddesinde de “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir ” hükmü getirilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeye göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu sağlaması gerekmektedir.
Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Ancak sözleşme ile kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemek hakkın kötüye kullanılması mahiyetini arzeder.
Bunun gibi sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen ya da karşı tarafın mali durumunun iyi olduğunu ve geçinmek için nafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz.
Ancak Borçlar Kanununun 19 ve 20. Maddelerine aykırı bulunmayan karşılıklı sözleşmelerde, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulacak olursa, sözleşme koşulları değişen koşullara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa ,nihayet, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye hakimin müdahalesi gerekebilir.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılmasında davacının evli olup, …’de 7 katlı işyeri, spor malzemeleri satan iki adet şirketi ve bir dairesinin bulunduğu, davalının ise Fransız Lisesinde öğretmenlik yaptığı aylık 4.159 TL maaş aldığı, kira ödediği, …’nda babasından kalan iki dairede hissesi bulunduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporuna göre, davacının 800 TL kira geliri dışında gelirini belgeleyen veriye rastlanmadığı, haciz tutanakları ve SSK borçlarının bulunduğu belirtilmiştir.
Davacının 11.11.2005 tarihinde yoksulluk nafakasının kaldırılması ile ilgili Kadıköy 3.Aile Mahkemesine açılan açtıgı önceki davada davacının ekonomik sıkıntı içinde olduğu belirtilmesine rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm dairemizin onama ilamı ile kesinleşmiştir.
Davalı kadının boşanma davası sırasında da öğretmenlik yaptığı, davacının bunu bilerek dava konusu nafakayı ödemeyi kabul ettiği anlaşılmakta ise de davalının babasından miras yolu ile mali durumunda değişiklik olması halinde iradın azaltılması gerekebilir.
Bu durumda mahkemece, davacının gelir durumu, mal varlığı ve yaşam satandardı yeniden araştırılarak davacının ve davalının mal varlığında önceki davadan sonra artışın meydana gelip gelmediği belirlendikten sonra oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ve TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine aykırı olacak şekilde nafakanın fazla indirilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca boşanma protokolu gereği yabancı para olarak kararlaştırılan nafakanın TL ye dönüştürülerek indirim yapılmasının somut nedenleri açıklanmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.