YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8408
KARAR NO : 2010/8822
KARAR TARİHİ : 17.05.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 72.415 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 70.423,80 liranın tahsili cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıya ait 23 parselde bulunan taşınmazın davalı … tarafından ek bina yapılmak suretiyle işgal edildiğini belirterek 1.12.2002-31.11.2007 dönemine ait 72.415 TL ecrimisil bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevabında, ecrimisil bedelinin fazla olduğunu beyan etmiş ve zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 70.423,80 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosya kapsamına göre dava konusu 23 parselin silahtar … Vakfı adına kayıtlı olduğu ve 6.836 m2 arazinin 3.764 m2’sinin davalı … tarafından ek hizmet binası, garaj ve araç park alanı olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Ecrimisil, kötüniyetli şagilin ödemek zorunda olduğu tazminat olup, en azı kira, en çoğu ise tam gelir yoksunluğudur.
İlke olarak kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde taşınmazın dava konusu ilk dönemde serbest koşullarda getirebileceği kira parası emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak taşınmazın büyüklüğü ve çevre özellikleri de nazara alınarak rayice göre belirlenir. Sonraki dönemlerde de ÜFE artış oranından az olmamak üzere rayiç değerlere göre ecrimisil bedeli takdir edilir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal kira sözleşmeleri incelenmeden ve dava konusu taşınmaz ile kıyaslama yapılmadan soyut ifadelerle ecrimisil bedelinin saptandığı anlaşıldığından rapor bu haliyle hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir.
Bu durumda taraflardan delilleri sorularak ve emsal kira sözleşmeleri temin edildikten sonra mahkemece mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılarak, yukarıda açıklanan ilke ve yönteme uygun, hüküm kurmaya elverişli rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektiriştir.
Ayrıca, davalı vekilinin zamanaşımı def’i üzerinde durulmadan ve bu konuda değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.5.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.