YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9286
KARAR NO : 2010/11062
KARAR TARİHİ : 21.06.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde suya vaki elatmanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, Kırıkkale İlçesi Hasandede Kasabasında 315 parselde kayıtlı taşınmazın müvekkilinin murisi … Yenice’den intikal ettiğini, 314 parselde kayıtlı taşınmazın ise davalılardan …’nın murisinden intikal ettiğini, 1950 yılında yapılan kadastro tesbitlerinde 315 nolu parselin tapu kaydında 314 nolu parseldeki çeşmeden su alma … tanındığını, o zamandan beri müvekkilinin bu çeşmeden yararlana geldiğini, bu çeşmenin üst tarafında 2007 yılında davalılar tarafından kepçe ile kazı yapılarak, su çıkarılarak bahçelerine götürdüklerini, davalılar tarafından yapılan kazı sonucunda çıkartılan su nedeniyle müvekkillerinin önceden beri kullandıkları suyun (çeşmenin) tamamen kuruduğu ileri sürülerek suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir.
Mahkemece, jeolog bilirkişi tarafından tanzim edilen 10.11.2009 tarihli rapora göre, tarafların ıslah yolu ile uygun yerde oluşturacakları ortak bir logar (toplama çukuru) vasıtasıyla davalılar tarafından çıkartılan suyu taşınmazlarına taşıyarak herbir tarafın suyu eşit miktarda ortak kullanmaları suretiyle yararlanmalarına, bu şekilde belirlenen yaralanma hakkına davalıların vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen teknik bilirkişi harita mühendisi raporunda; davalıların sonradan kazı yaparak çıkardığı dava konusu suyun çıktığı yerin dere yatağında olup tescil harici bırakılan yerden olduğu beyan edilmiştir.
Hükme esas alınan 10.11.2009 tarihli jeolog bilirkişi raporunda; dava konusu davacıların önceden beri yararlandığını beyan ettiği çeşmenin kuruması nedeninin davalılar tarafından kazı yapılması suretiyle çıkan su nedeniyle oluşup oluşmadığının tesbiti yapılmamıştır.
Davacı taraf davasında; yararlandıkları çeşmenin davalılar tarafından sonradan (2007’de) yapılan kazı sonucunda çıkartılan su nedeniyle kuruduğu iddiasıyla suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir.
Somut olayda; dava konusu çeşmenin suyunun davalıların yaptığı kazı sonucunda çıkan su nedeniyle kuruyup kurumadığının kesin olarak tesbiti yapılarak sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; davacıların dava konusu kuruduğu iddia olunan çeşmeden daha önce ne kadar, ne şekilde ve nasıl yararlandıkları tesbit edilip, bu yararlanma şekil ve miktarına göre su rejimi kurulması gerekirken, davalıların kazı yaparak çıkardığı sudan eşit miktarda kullanmaları şeklinde su rejimi kurularak hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiş, bu yönden de eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.6.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.